MESLEK LİSELİLER BURDA - BASINDAKİ MESLEK LİSELİLERİ İLE İLGİLİ (GÜNCEL) HABERLER SİTEMİZE EKLENDİ
   
  Ana Sayfa
  İletişim
  Meslek Nedir ?
  HAKKIMIZDA
  Ziyaretçi defteri
  AMACIMIZ
  Meslek Seçimi Hakkında
  Türkiye’deki tüm Endüstri Meslek Liseleri
  MOLEKÜLER BİYOLOJİ VE GENETİKÇİ (MOLEKÜLER BİYOLOG)
  YÖNETİM BİLİŞİM SİSTEMLERİ UZMANI
  BİLGİSAYAR BAKIM VE ONARIMCISI
  GELECEGİN MESLEKLERİ
  ANİMATÖR
  GÖRSEL İLETİŞİM TASARIMCISI
  ELEKTRONİK-TELEKOMÜNİKASYON ÖĞRETMENİ
  YAZILIM MÜHENDİSİ (Software Engineer)
  Mekatronik Öğretmeni
  Uygun Mesleği Seçmek
  Meslek Soruları
  ERKEK TEKNİK ÖĞRETİM GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE BAĞLIOKULLARDA BULUNAN BÖLÜMLER
  Meslek Tanıtım Filmleri
  İnternet Üzerinden izlenebilecek Meslek Tanıtım Filmleri
  10. SINIF MODÜLLERİ
  11 ve 12. SINIF MODÜLLERİ
  Mesleki Tanıtım Modülleri
  Meslek Standartları
  Yasam Boyu Öğrenme
  Site Bilgi Alma
  SİTE YETKİLİLER
  BANNERİMİZ
  MESLEK LİSESİ MEZUN ÖĞRENCİLERİ
  domuz gribi
  mk atatürk
  okul ve atölye tanıtımları
  sizin okulunuz ve atölyenizin tanıtımı
  2010 ÖSS Sisteminde MESLEK Liseleri ile ilgili Düşünülen Değişiklikler
  BASINDAKİ MESLEK LİSELİLERİ İLE İLGİLİ (GÜNCEL) HABERLER SİTEMİZE EKLENDİ
  Erkek Teknik Öğretim Genel Müdürlüğü'ne Baglı Kurumlar
  KIZ TEKNİK ÖĞRETİM GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE BAĞLI OKUL TÜRLERİ
  Ticaret ve Turizm Öğretimi Genel Müdürlüğü Bağlı Okullar
 

Eski okul sıraları kuşlara yuva oldu

29.12.2010 Zaman

 

 

Avcılar Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi öğrencileri, hızlı kentleşme sebebiyle İstanbul'da barınaksız kalan kuşlar için eski okul sıralarını yuvaya dönüştürdü.

Okulun Müdür Yardımcısı Gürsel Ergün'ün koordinatörlüğünde hazırlanan proje ile kullanım dışı eski okul sıraları marangozhanede işlenerek kuş yuvası haline getirildi. Kuş yuvaları, Avcılar'da bulunan 13 ilköğretim okulunun bahçesindeki ağaçlara asıldı. Avcılar'daki 13 ilköğretim okuluna kuş yuvaları asan Avcılar Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi öğrencilerinin son durağı 50. Yıl Avcılar İnsa Lisesi oldu. Öğrenciler, okul bahçesindeki çam ağacına kuş yuvasının yerleştirilmesini meraklı gözlerle izledi.

Proje hakkında bilgi veren Müdür Yardımcısı Gürsel Ergün, amaçlarının kuşlara yuva sağlamak ve genç nesle çevre bilinci kazandırmak olduğunu söyledi. Ergün, "Avcılar'daki bütün ortaöğretim okullarına kuş yuvaları asarak çevre bilincini geliştirmeyi hedefledik. Okuldaki atık sıraları değerlendirdik ve bunları çevreye kazandırdık, böylelikle birkaç mesaj birden vermiş olduk." dedi. Avcılar Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi öğrencilerinden Akın Altuntaş isimli öğrenci, birçok kuşun yuva yapacak yer bulamadığından dolayı göç ettiğini belirtti.

Ford Otosan Meslek Lisesi'ne laboratuar kurdu

24 Aralık 2010 TGRT

Koç Holding'in 'Meslek Lisesi Memleket Meselesi' projesi kapsamında Karamürsel 100. Yıl Teknik ve Endüstri Meslek Lİsesi'ne laboratuar kuruldu.
Laboratuarın açılışına Koç Holding Yönetim Kurulu Üyesi Ali Koç, Ford Otosan Genel Müdürü Nuri Otay, Faik Çelik Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve Beyçelik-Gestamp CEO'su Baran Çelik, Milli Eğitim Bakanlığı Ticaret ve Turizm Öğretim Genel Müdürü Murat Bey Balta ve yan sanayi şirketleri yetkilileri katıldı.
Ali Koç, mesleki eğimin karşı karşıya olduğu meselelerin çözülmesine katkı sağlamayı hedeflediklerini, bu laboratuarın örnek teşkil edeceğini söyledi.
Meslek liseleri konusunda herkesin elini taşın altına koyması gerektiğini belirten Koç, sanayi ve eğitim kurumları arasında kurulabilecek iş birliğinin hem sektörlere, hem de meslek liselerine faydalı olacağını kaydetti.
Konuşmanın ardından laboratuar hizmete açıldı.

Meslek liseleri özel sektöre devredilecek

   Kaynak: zaman / Tarih/Saat: 19 Aralık 2010

Çalışma Bakanlığı Müsteşarı Birol Aydemir, endüstri meslek liselerini özel sektöre devredeceklerini açıkladı.

Pilot projeyi başlattıklarını belirten Aydemir, sanayicinin yönetimine gireceği bu okullarda doğrudan ihtiyaç duyulan vasıfta eleman yetiştirileceğini söyledi. Bu yolla önümüzdeki 5 yıl içinde 900 bin kişinin iş sahibi olmasını hedeflediklerini kaydeden Aydemir, okullarda, Milli Eğitim, sanayi ve ticaret odası ile Çalışma Bakanlığı'nın olduğu üçlü bir yönetim modeli oluşturulacağını vurguladı.

Çalışma Bakanlığı Müsteşarı Birol Aydemir, "Meslek liselerindeki teçhizatın yenilenmesi ve okul saatinden sonra sanayi ve ticaret odalarının açacağı kurslara; meslek liselerinin işverene, özel sektöre devri için pilot proje olarak bakıyoruz." diye konuştu.

Koç Üniversitesi ve TÜSİAD'ın kurduğu Ekonomik Araştırma Forumu'nda konuşan Müsteşar Aydemir, istihdamın artırılması için aldıkları tedbirleri anlattı. Aydemir'in açıklamasına göre bu amaçla 111 endüstri meslek ve teknik lisedeki demode olmuş, günümüz işletmelerinde kullanılmayan eski teçhizat, halihazırda kullanılanlarıyla değiştirildi. Bu aydan itibaren bu 111 meslek lisesindeki 6 bin öğretmene, yeni teçhizatlar konusunda eğitim verilmeye başlanacak. Meslek liselerinde ders bitim saatinden sonra yeni teçhizatlarla 3-4 ay sürecek sanayi ara eleman yetiştirme kursları başlayacak. Bu kursu bitirenler 3 ay fabrikalarda staj yapacak. Kurslar yüzde 90 iş garantili olacak. Çünkü Çalışma Bakanlığı ve o ildeki sanayi ve ticaret odası, okul idaresiyle birlikte kursun yönetiminde olacak. Doğrudan sanayicinin ihtiyaç duyduğu ara eleman bu kurslarda yetiştirilecek ve işe yerleştirilecek.

Okullardaki teçhizatı yenileyen, meslek lisesi öğretmenlerini eğitmeye başlayan ve meslek liselerindeki kursun tüm masraflarını karşılayacak olan kurum Çalışma Bakanlığı. Masraflar işsizlik fonunda biriken paradan karşılanacak. Aydemir, "Devletin artık meslek liselerinden çıkması lazım. Sanayici 'Aradığım elemanı bulamıyorum.' diyor. Bu projeyle sanayici aradığı elemanı meslek lisesinde yetiştirecek. Her yıl 200 bin kişinin kurs göreceği ve 5 yıl sürecek proje sonunda 1 milyon kişi iş sahibi olabilecek. Kursu bitiren sınava tabi tutulacak. Fireler dışında bu projenin yüzde 90 istihdama dönüşmesini ve 900 bin kişinin ara eleman olarak sanayide işe başlamasını hedefliyoruz." dedi.

İstihdam ve ülke ekonomisinin en büyük düşmanının kayıt dışılık olduğunu vurgulayan Müsteşar Aydemir, yeni yıldan itibaren işletmelerin kullandığı su, elektrik ve doğalgaz faturalarına bakarak kayıtsız işçi çalıştıran şirketleri ortaya çıkaracaklarını söyledi.

190 kadar ulusal meslek standardı olacağını belirten Aydemir, bunlardan 127'sinin tanımlandığını kaydetti. 19 ilde sanayi ve ticaret odalarına işgücü piyasası analizi yaptırdıklarını anlatan Aydemir, bu uygulamanın 81 şehre yayılacağını ve bundan sonra meslek kurslarının bu ihtiyaç doğrultusunda açılacağını vurguladı. Aydemir halihazırdaki durumu ise, "Türkiye'de meslek yüksekokulu mezunlarının sayısını dahi bilen yok. Ulusal İstihdam Strateji Belgesi'ni hazırlarken bunu fark ettik. YÖK bunu belirleme çalışması başlattı." dedi. Meclis'teki 'torba yasa' içinde yer alan ve alt komisyonda görüşülmeye başlayan çalışma hayatını düzenleyen tasarının mimarı, 20 yıl DPT'de çalıştıktan sonra 17 aydır Çalışma Bakanlığı Müsteşarlığı koltuğunda oturan Birol Aydemir. Tasarıda yeni işe alınan kişilerin 54 aya kadar olan primini devletin ödemesi, işi devam edenlerin yeni alacağı sertifika karşılığı 1 yıllık primini devletin ödemesi gibi istihdamı özendirici teşvikler yer alıyor. Önceden teşvikler asgari ücretten hesaplandığı için devlete yine 38 liralık katkı geldiğini belirten Aydemir, bu duruma da son verdiklerini kaydetti.

Tasarıyı hazırlarken çok zorlandıklarını belirten Aydemir, "ILO ve Avrupa standardında düzenlemelere hem işçi sendikaları hem de işveren karşı çıkıyor. Kimse mevcut durumun değişmesini istemiyor. Müsteşarlıkta 17 ayım bitti, ben artık Türkiye'de uzlaşarak bir şey yapılabileceğine inanmıyorum." dedi. 'Bu işyerinde asgari ücret uygulanmaktadır' levhasının, geçmişte bazı işyerlerinde asgari ücret uygulaması olmadığı dönemden kaldığını, günümüzde ise asgari ücretten düşük ücret olmadığını hatırlatan Aydemir, bu levhanın asılma mecburiyetini dahi kaldıramadıklarını söyledi.

Okulların sıra ve masaları Yozgat Endüstri Meslek Lisesi`nden

YOZGAT(CİHAN)- 2010-12-15

Yozgat Endüstri Meslek Lisesi, Türkiye`de okulların sıra, masa ve diğer mobilya ihtiyaçlarını karşılıyor.

Endüstri Meslek Lisesi Mobilya Dekorasyon Atölyesi modern makineleriyle yaptığı seri üretimlerle bir fabrika gibi çalışıyor. Türkiye`deki okullar için yıllık 5 bine yakın öğrenci masası ve binlerce sıra ve diğer mobilya, Milli Eğitim Bakanlığı`nın isteği doğrultusunda üretiliyor. Atölye, okullar yanı sıra resmi kurumların da ihtiyaçlarında cevap veriyor.

Masa, sıra, sınıf dolabı, yazı tahtası, bilgisayar masası, öğretmen masası ve dolaplar üreten Mobilya Dekorasyon Bölümü öğrencilerinin kimi mezun olduktan sonra yüksek okula gitmeyi, kimi de kendi işini kurmayı planlıyor.

Beytullah Karaca, isimli öğrenci burada hem lise eğitimini tamamlayacaklarını hem de bir meslek sahibi olarak okuldan mezun olacaklarını söyledi. Karaca, `Biz burada mobilya üzerine her türlü malzemeyi yapabiliyoruz. Şu anda milli eğitimin siparişleri olan okullar için masa, sıra, bilgisayar masası, dolap, kütüphane rafları üretiyoruz. Okulumuz döner sermaye usulü ile çalıştığı için ücret değil harçlık alıyoruz.` dedi.

Endüstri Meslek Lisesi Ahşap Teknolojisi Alan Öğretmeni Durmuş Kuru, bölümlerinde 90 öğrencinin eğitim gördüğünü ifade ederek şöyle dedi: `Öğrencilerimize burada ahşap üzerine her türlü bilgiler veriliyor. Biz burada öncelikli olarak çalışma güvenliğine önem veriyoruz. Daha sonra öğrencilerimize teorik ve pratik eğitimler veriliyor. Bir mobilya fabrikasında ne üretiliyor ise atölyemizde de onları üretebiliyoruz. Öğrencilerimiz buradan bir meslek sahibi olarak mezun oluyor. Öğrencilerimizin büyük bir bölümü yüksekokullara devam ediyor, yüksekokula devam etmeyenler ise kendileri iş kurabiliyor veya bir fabrikada usta olarak çalışıyor. Biz burada bakanlığımızın isteği doğrultusunda öğrenci sırası, masa, sınıf dolabı, bilgisayar masası, talep ne ise onu üretiyoruz.`

Durmuş, okuldan mezun olan öğrencilerin rahatlıkla iş bulabildiklerini, sanayisi gelişmiş büyük şehirlere gittiklerinde de nitelikli kalifiye eleman olarak işe başlayabileceklerini sözlerine ekledi.

 İşsiz 100 genç, AB'nin desteklediği projede mobilya ustası olarak yetişecek

CİHAN   -   09.12.2010

 

 

Hatay Sanayici ve İşadamları Derneği (HASİAD)'nin, Erol Bilecik Endüstri Meslek Lisesi ile ortaklaşa hazırladığı, "İstihdama Giden Yol" projesi AB'den 284 bin 448 Euro hibe kazandı.

Mobilya ustası yetiştirmeyi amaçlayan projede 100 işsize istihdam sağlanacak. İstihdama Giden Yol isimli Avrupa Birliği Hibe Projesi'nin, Erol Bilecik Endüstri Meslek Lisesi'nde yapılan açılış toplantısında konuşan Hatay Sanayici İş Adamları Derneği Başkanı Yahya Kemal Nalçabasmaz, yaklaşık 560 bin TL hibe kazanan "İstihdama Giden Yol" proje ile 16-29 yaş arası işsiz erkekler ile 16-45 yaş arası işsiz bayanlara istihdam sağlamayı hedeflediklerin söyledi. Genç İstihdamın Desteklenmesi Hibe Programı kapsamında Avrupa Birliği'nden destek almaya hak kazanan projede 100 işsize mobilyacılık eğitimi verilerek istihdamlarının sağlanmış olacağını belirten Nalçabasmaz, "İstihdama Giden Yol Projesi AB'den 284 bin 448 Euro hibe kazandı. Mobilya ustası yetiştirmeyi amaçlayan projede 100 işsize istihdam sağlanacak." şeklinde konuştu.

YÖK'ten öğrencileri sevindirecek karar

 

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) bir yandan katsayı sorununa yeni bir çözüm ararken diğer yandan da meslek yüksek okulları öğrencilerini sevindirecek bir projeye imza attı.

 

Projeye göre, Meslek Yüksek Okulu'ndan mezun olanlar çalışırken 4 yıllık fakülte mezunu olabilecek. YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan "Öğrenciler çalışırken üniversiteyle bağlantılı proje derslerini vererek fakülte bitirebilecekler. Bu projenin üzerinde özenle çalışıyoruz" diye konuştu. İngiltere'de olduğu gibi çalışarak okuma imkanı sağlayan bu projeye göre, MYO'da okuyan öğrencilerin ders kredileri hesaplanacak.

EK KREDİ ALACAK

Çalışırken ek kredi alan öğrenciye ayrıca üniversite proje dersleri verecek. Bu dersleri başarı ile geçen öğrenci lisans diploması alabilecek. Böylece öğrenci 4 yıllık fakülte hakkı elde etmiş olacak.

MEZUNLARA MÜJDE

MYO'lerden mezun olup çalışmaya devam eden öğrenciler de 4 yıllık üniversite diploması alabilecek. Üniversite ile ilişkilendirilen öğrenciler tıpkı lisedekiler gibi proje derslerini verirlerse fakülte diploması alabilecek.

ÖĞRENCiLERiN NİTELiKLERi ARTACAK

YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, projeye ilişkin şunları söyledi: "İngiltere'deki uygulamaları göz önünde bulundurarak öğrencilerimiz için güzel şeyler yapmak istiyoruz. 1 milyondan fazla 2 yıllık okuldan mezun öğrenci var. Öğrencilerimizin yurtdışında olduğu gibi ders kredisini artırmayı ve üniversite mezunu olmalarını sağlayacağız. Bu öğrencilerin nitelikleri artırılırsa ülkemizin üretim gücü artar."

 

21 Şubat 2010, Pazar



Katsayının yerine 'sabit ek puan' geliyor

 

Yükseköğretim Kurulu (YÖK), katsayıyla ilgili yeni bir düzenleme yapmaya hazırlanıyor.

 

Basit bir sistem getirmek istediklerini belirten YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, "Öğrencinin puanı katsayı ile çarpılınca başarılı daha yüksek, başarısız daha düşük puan alıyor. Bunun yerine alanında tercih yapacaklara sabit bir ek puan verilmesi daha doğru. Yani çarpma yerine toplama yapmayı düşünüyoruz." dedi. Katsayının durdurulmasına yaptıkları itirazın Danıştay tarafından sadece bir oy farkla (14'e 15) reddedilmesine de dikkat çeken Özcan, yeni getirecekleri sistemin yargı kararlarına uygun olacağını vurguladı.

Danıştay'ın kararına yaptığı itirazı reddedilen Yükseköğretim Kurulu (YÖK), katsayılarla ilgili yeni bir düzenleme yapmaya hazırlanıyor. Farklı alternatifler üzerinde çalışan YÖK, ortaöğretim başarı puanlarının çarpıldığı katsayıları kaldırıp 'kendi alanında tercih yapacaklara sabit bir puan' vermeyi planlıyor. Bu formülde alanı dışında tercih yapacaklar bu ek puandan yararlanamayacak. Öğrencilerin ortaöğretim başarı puanları ise yüzlük sistemde sınav puanlarına doğrudan eklenecek. Yerleştirme puanı; sınav, ortaöğretim başarı puanı ve sabit ek puanın toplanmasından oluşacak. Bu alternatifin dışında 10 puanlık katsayı farkının 15 puana çıkarılması da formüller arasında yer alıyor. 4 Mart'ta toplanacak YÖK Genel Kurulu, yeni sistemi görüşecek ve bu toplantıda yeni sistemin detaylarını belirleyecek bir komisyon kurulacak. Komisyonun çalışması 18 Mart'taki Genel Kurul'da görüşülüp karara bağlanacak. Sabit ek puanın veya katsayı farkının ne kadar olacağına bu kurulda karar verilecek.

YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, yeni sistemin detaylarını rektörlüğünü Prof. Dr. İbrahim Özdemir'in yaptığı Gazikent Üniversitesi'nin davetlisi olarak geldiği Gaziantep'te anlattı. Katsayı sisteminin çok karışık olduğunu, bunun yerine 'daha basit bir sistem' getirmek istediklerini ifade eden Özcan, 'puan hesabında herkesin anlayacağı bir sistem oluşturacaklarını' belirtti. Özcan, "Öğrencinin puanı bir katsayı ile çarpılınca başarılı daha yüksek, başarısız daha düşük puan alıyor. Çarpma eşitliği bozuyor. Bunun yerine alanında tercih yapacaklara sabit bir ek puan verilmesi daha doğru. Yani çarpma yerine toplama yapmayı düşünüyoruz." dedi.

Alanlarda bir değişiklik yapılmayacağını ve alanında gitmeyene ek puan verilmeyeceğini kaydeden Özcan, ortaöğretim başarı puanının hesabında ise bir değişiklik yapılmayacağını söyledi. Danıştay'ın ret gerekçesinin henüz kendilerine ulaşmadığını ve ret kararını beklemediklerini belirten Özcan, 'Mahkemeye daha teknik ve tatminkâr bilgi sunduklarını' anlattı. Kararın 'kıl payı' çıkmasına üzülen ve "Keşke bir üyeyi daha ikna edebilseydik?" diyen Özcan, yeni sistemin yargı kararlarına uygun olacağını vurguladı. Özcan, Danıştay'ın alanı içinde ve alanı dışında gidenler arasında fark olmasını istediğini, bu farkı da YÖK olarak '10 puan gibi sabit bir ek puan' ile koyacaklarını ifade etti.

Eski katsayıya dönemeyiz, bütün yetki YÖK'te

Yükseköğretim Kurulu Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanı Ünal Yarımağan, 2010 Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sistemi (ÖSYS) sınavının yüzde 99,9 ihtimalle ertelenmeyeceğini açıkladı. ÖSYM Başkanı Yarımağan, 2010 yılı öğrenci seçme ve yerleştirme sınavı ile ilgili son değişiklikleri dün Beykent Üniversitesi Ayazağa Kampüsü'nde düzenlenen toplantıda kamuoyu ile paylaştı. Eski katsayı değerleri 0,8 ve 0,3'ün savunulabilir değerler olmadığını vurgulayan Yarımağan, "Katsayıların düzenlenmesine kesinlikle bir ihtiyaç vardı. Eski katsayı değerleri alan dışı yerleşmeleri neredeyse imkansız hale getiriyordu. Bu nedenle de katsayıların birbirine yaklaştırılması bir ihtiyaçtı. Bu konuda tek yetkili YÖK, biz ÖSYM olarak uygulayıcıyız." dedi.

YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan'ın yeni formülünün henüz kesinleşmemiş olduğuna değinen Yarımağan, 0,3-0,8 katsayılarına artık dönüş olmayacağının altını çizdi. Yarımağan, "Öğrencilere sınavda katsayı sormayacağız, bu değişiklikler adayların yükseköğrenim programlarına yerleşmelerinde çok etkili olacak bir şey değil." diye konuştu. Öğrencilere bu konuyu düşünmemeleri çağrısında bulunan Yarımağan, en geç, bir ay içerisinde sorunun çözüleceğini ifade etti. Yarımağan, sınav takviminin yüzde 99,9 belirtilen tarihe göre yapılacağını ifade etti ve sınavı ertelemeyi gerektirecek bir durumun olmadığına dikkat çekti. Üniversitelerin açılma tarihinin de gecikmemesi için belirlenen tarihlerin uygun olduğunu söyledi.

ZAMAN


Öğrencilerin hayali 1 oyla yıkıldı

 
 

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Yükseköğretim Kurulu'nun (YÖK) farklı katsayı kararının yürütmesinin durdurulmasına yaptığı itirazı, 1 oy farkla reddetti.

 
 

Kararın 15'e karşı 14 üyenin oyuyla alındığı öğrenildi. Üst mahkeme, daha önce yürürlüğü durdurulan eşit katsayıyla ilgili YÖK'ün itirazını 1'e karşı 28 oyla reddetmişti. YÖK lehine çıkan oy sayısının artması, İdari Dava Daireleri Kurulu üyelerinin 'eğitime yargı vesayeti' ve 'yargı yürütmenin yetkisini kullanıyor' eleştirilerini dikkate aldığını gösterdi. Kurul, bir öğrenci velisinin, "Türkiye genelinde ilk bin kişi arasına giren adayların yerleştirme puanı hesaplanırken alan içi katsayı oranının (0,15) uygulanmasına" ilişkin 6. maddesinin yürütmesinin durdurulması istemini ise 2'ye karşılık 27 oyla kabul etti.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun öğrencileri hayal kırıklığına uğratan kararı, dün yapılan YÖK Genel Kurulu tamamlandıktan sonra duyuruldu. Mahkeme, gerekçesini henüz yazmadığı için kararını YÖK'e göndermedi. Kurul, gerekçesini önümüzdeki günlerde yazacak. YÖK, bir sonraki genel kurul tarihini 4 Mart olarak belirledi. Bu tarihte YÖK'ün katsayılarla ilgili yeni bir karar alması beklenirken, '10 puanlık katsayı farkının 15 veya 20 puana yükseltilmesi' veya 'yeni bir katsayı belirlenmesi' alternatifler arasında görülüyor. Kurul'un, Danıştay 8. Dairesi'nin yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararının gerekçesinin bazı bölümlerine katılmadığı ve değişik gerekçeyle YÖK'ün itirazını reddettiği belirtildi.

YÖK BAŞKANI: 14 ÜYEYİ İKNA ETTİK

Kararı değerlendiren YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, Katsayı Komisyonu'nun 4 Mart'ta yeniden toplanacağını belirtti. Özcan, Gazikent Üniversitesi'nin davetlisi olarak gittiği Gaziantep'e hareketinden önce yaptığı açıklamada komisyonun ayın 18'ine kadar çalışmalarını tamamlayacağını, kendisinin aynı gün bir basın açıklaması yapacağını söyledi. YÖK Başkanı, "Böyle çözeceğiz işte, gayet iyi bir yere geldik. Danıştay 14-15 gibi bir oyla katsayı düzenlemesini reddetti. 14 üyeyi ikna ettiğimizi düşünüyorum. Bu seferki açıklamalarımız tatminkârdı, bol teknik açıklama vardı. Zannediyorum bir dahaki sefere ikna olacaklar. Böyle bir sorun kalmayacak diye düşünüyorum." dedi.

ZAMAN

 

Öğrencilerin hayali 1 oyla yıkıldı

 

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Yükseköğretim Kurulu'nun (YÖK) farklı katsayı kararının yürütmesinin durdurulmasına yaptığı itirazı, 1 oy farkla reddetti.

 

Kararın 15'e karşı 14 üyenin oyuyla alındığı öğrenildi. Üst mahkeme, daha önce yürürlüğü durdurulan eşit katsayıyla ilgili YÖK'ün itirazını 1'e karşı 28 oyla reddetmişti. YÖK lehine çıkan oy sayısının artması, İdari Dava Daireleri Kurulu üyelerinin 'eğitime yargı vesayeti' ve 'yargı yürütmenin yetkisini kullanıyor' eleştirilerini dikkate aldığını gösterdi. Kurul, bir öğrenci velisinin, "Türkiye genelinde ilk bin kişi arasına giren adayların yerleştirme puanı hesaplanırken alan içi katsayı oranının (0,15) uygulanmasına" ilişkin 6. maddesinin yürütmesinin durdurulması istemini ise 2'ye karşılık 27 oyla kabul etti.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun öğrencileri hayal kırıklığına uğratan kararı, dün yapılan YÖK Genel Kurulu tamamlandıktan sonra duyuruldu. Mahkeme, gerekçesini henüz yazmadığı için kararını YÖK'e göndermedi. Kurul, gerekçesini önümüzdeki günlerde yazacak. YÖK, bir sonraki genel kurul tarihini 4 Mart olarak belirledi. Bu tarihte YÖK'ün katsayılarla ilgili yeni bir karar alması beklenirken, '10 puanlık katsayı farkının 15 veya 20 puana yükseltilmesi' veya 'yeni bir katsayı belirlenmesi' alternatifler arasında görülüyor. Kurul'un, Danıştay 8. Dairesi'nin yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararının gerekçesinin bazı bölümlerine katılmadığı ve değişik gerekçeyle YÖK'ün itirazını reddettiği belirtildi.

YÖK BAŞKANI: 14 ÜYEYİ İKNA ETTİK

Kararı değerlendiren YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, Katsayı Komisyonu'nun 4 Mart'ta yeniden toplanacağını belirtti. Özcan, Gazikent Üniversitesi'nin davetlisi olarak gittiği Gaziantep'e hareketinden önce yaptığı açıklamada komisyonun ayın 18'ine kadar çalışmalarını tamamlayacağını, kendisinin aynı gün bir basın açıklaması yapacağını söyledi. YÖK Başkanı, "Böyle çözeceğiz işte, gayet iyi bir yere geldik. Danıştay 14-15 gibi bir oyla katsayı düzenlemesini reddetti. 14 üyeyi ikna ettiğimizi düşünüyorum. Bu seferki açıklamalarımız tatminkârdı, bol teknik açıklama vardı. Zannediyorum bir dahaki sefere ikna olacaklar. Böyle bir sorun kalmayacak diye düşünüyorum." dedi.

ZAMAN

 


Türkiye birincisi bile istediği yere giremiyor, böyle katsayı olmaz

 
13 ŞUBAT 2010
 

Danıştay'ın katsayı düzenlemesini ikinci kez iptal eden kararına karşı Öğrenci Seçme Yerleştirme Merkezi de (ÖSYM) sessizliğini bozdu.

 

1998'de getirilen 0,3-0,8 katsayı farkının kapatılamayacak kadar büyük olduğunu belirten ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, değişikliğin zorunlu olduğunu vurguladı. İzmir'de gazetecilerin sorularını cevaplayan Yarımağan, sıkıntının mevcut sistemdeki 'alan ve alan dışı' kavramlarından kaynaklandığını söyledi. ÖSYM Başkanı, "Alan, alan dışı arasında çok büyük fark var. Bu fark kapatılamayacak kadar büyük. Ben bir değişiklik yapılması gerektiğine inananlardanım. Ama bu değişiklik, katsayıların tamamen kaldırılmasıyla veya biraz yaklaştırılmasıyla olur." dedi. On yılı aşkın bir süredir uygulanan katsayı sebebiyle sağlık meslek lisesi öğrencilerinin bile tıp okuyamadığına dikkat çeken Yarımağan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Katsayılar, adaylar arasında 40 puanlık bir farka neden oluyor. Fen alanından mezun olan Türkiye birincisi bile olsa, hukuk fakültesine gidemiyor. Bu fark bu kadar yüksek olmamalı, o kesin." Öğrencilere de seslenen ÖSYM Başkanı, 'tedirgin olmadan sınava hazırlanın' tavsiyesinde bulundu.

Prof. Dr. Yarımağan, katsayılarla ilgili şu anda bir belirsizlik olduğunu söyleyerek, "Katsayılar YÖK'ün ilk kararıyla eşitlendi. Sonra birbirine yaklaştırıldı. YÖK'ün itirazı kabul edilirse son kararlar geçerli olur. Reddedilirse yeni kararlar alacaklar. Birkaç alternatif üzerinde çalışıyorlar." dedi. Yükseköğretime Geçiş Sınavı'na (YGS) başvuru süresini 12 Şubat'tan 14 Şubat'a çektiklerini açıklayan Yarımağan, adaylardan, bu 2 günü değerlendirmelerini istedi.

Adayların kafalarını takmadan derslerine çalışmaları gerektiğini vurgulayan ÖSYM Başkanı, "Katsayının 0,13 veya 0,11 olması, bence çalışmalarınızı etkilememesi gerekir. Alan içi katsayı sayısı 0,15. Bu 0,16-0,18 olur. Alan dışı katsayı son 0,13'tü. Ya aynen kalır ya da biraz aşağıya iner. Alan dışı yerleşenin biraz durumunu etkiler." bilgisini verdi. Ünal Yarımağan, 0,3-0,8'e dönmenin mümkün olmadığını belirterek, şunları kaydetti: "Sistemi değiştirdik artık. Puan aralıkları değişti. Bundan önce sınav puanlarını 100-300 arasında hesaplıyorduk, şimdi 100-500 arasında hesaplayacağız. Okul başarı puanı 50-100'dü, şimdi 100-500 arasında hesaplanacak. Ortaöğretim başarı puanı en çok 100 oluyordu, onu 0,8 ile çarpıyordunuz. Şimdi 500'ü 0,8 ile çarpacaksınız, 400 puan eder. Sınav 500, okul başarı 400 puan. İşin yüzde 40'ı okul başarısına gelmiş olur ki; bu çok yüksek bir oran. O yüzden 0,3-0,8'e dönmek mümkün değil. Yeni değerler üç aşağı beş yukarı yürütmeyi durdurmadaki değerlere yakın değerler olacak."

Ortaöğretime isteği dışında giden adayların olduğuna dikkat çeken Yarımağan, "Genel liseye gitme isteği olup da meslek lisesine gitmiş olanlar var. Bu adaylar meslek lisesine gitmiş ama ideali tıp, hukuk mezunu olmak. Sağlık meslek lisesine giden bir başarılı adaya da bu kapının açık olması lazım." şeklinde konuştu. ÖSYM Başkanı, meslek liselerinin öğrenciyi kısa yoldan iş hayatına hazırlayan, ara eleman yetiştiren okul olduğunu anlatırken, buradan mezun olan öğrencilere üniversite kapılarının kapanmaması gerektiğini vurguladı.

Yarımağan, önceki akşam itibarıyla ÖSYM'ye başvuru sayısının 1 milyon 400 bine yaklaştığını, bu sayının geçen yılı 50-100 bin geçerek 1 milyon 500 bin civarında olacağını duyurdu. Geçen yıl ÖSYS'ye başvuranların sayısının 1 milyon 450 bin olduğunu, bunun 1 milyon 350 bininin sınava girmek için, 100 bininin ise sınavsız geçişler için başvurduğunu aktardı. Kontenjanlarla ilgili bilgi verirken, 1974 yılında kontenjanların toplamının 37 bin olduğunu, şu anda 600 bini geçtiğini söyledi. Bunun yanında Açıköğretim Fakültesi'nin de bulunduğunu ve burada kontenjan sınırlaması olmadığına dikkat çeken Yarımağan, 1 milyon kişinin yükseköğretim programına girebileceğini kaydetti. ÖSYM Başkanı, "Herkes için artık Türkiye'de tercih yapmamak şartıyla yükseköğretim imkanı var." ifadelerini kullandı.

Geçen yıldan 120 bin kontenjanın açık kaldığını, bunun en önemli nedeninin tercihler olduğunu belirten Yarımağan, boş kontenjanların en büyük grubunu ise 2 yıllık programların oluşturduğunu bildirdi.



'Katsayı kararı toplum barışını zedeliyor'

 
13 ŞUBAT 2010
 

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Rize Şubesi, Yüksek Öğrenim Kurumu'nun (YÖK) yaptığı düzenlemeyle, üniversiteye girişte farklı katsayı uygulamasının Danıştay tarafından durdurulmasının toplum barışını zedeleyeceğini söyledi.

 

MÜSİAD'tan yapılan yazılı açıklamada, YÖK'ün yaptığı düzenlemeyle, üniversiteye girişte farklı katsayı uygulanmasının Danıştay tarafından durdurulması kararının kınandığı belirtilerek şöyle denildi: "Danıştay 8. Dairesi, YÖK'ün üniversiteye girişte farklı katsayı uygulanmasına ilişkin 17 Aralık 2009 tarihli kararının yürütmesini durdurmuştur. MÜSİAD, iş âleminin temel taşı olan Meslek Eğitimi'nin Türkiye'nin en önemli meselelerinden biri olduğunu düşünmekte, meslek eğitiminin önündeki bütün engellerin kaldırılmasının gerekliliğine yürekten inanmakta ve üniversite eğitimine yönelik fırsat eşitliğini zedeleyecek her türlü uygulamalardan kaçınılması gerektiğini düşünmektedir. MÜSİAD, eğitime ideolojik bir gözle bakmayı doğru bulmamakta ve bu tür bakışların ülkemizin birliğine zarar verdiğine ve ilerlemesinin önünü tıkadığına işaret etmektedir. Alınan bu karar, hem sınava girecek olan gençleri, hem de ailelerini psikolojik olarak olumsuz yönde etkilemekte ve toplumsal barışı zedelemektedir. Toplumumuzun her kesiminin birleştiği, Türkiye'nin 100. kuruluş yılındaki milli hedeflerine ulaşmada ihtiyaç duyduğu eğitilmiş insan sayısında önemli bir açık oluşturacak olan bu adaletsizliğin bir an önce giderilmesi milletimizin en önemli beklentisidir. Bu yanlış kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından bir an önce düzeltilerek, eğitimin önündeki engellerin kaldırılacağını ümit etmekteyiz." (CİHAN)



Hukukçular Birliği Vakfı: Danıştay'ın katsayı kararı yargıya olan güveni zedelemektedir

 
 

Hukukçular Birliği Vakfı Başkanı Avukat Sinan Kılıçkaya, Danıştayın,katsayı ile ilgili kararını eleştirerek, ''YÖK'ün takdir yetkisini ortadan kaldıran bu karar, yargıya olan güveni zedelemektedir'' dedi.

 

Kılıçkaya, basın mensuplarıyla tanışmak için İlci Otel'de düzenlediği kahvaltılı basın toplantısında, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Türkiye'nin gündeminin, yargı kararları ve yargının sorunlarıyla meşgul olduğunu ifade eden Kılıçkaya, ''yargının en önemli sorununun da bağımsızlıktan çok tarafsızlık olduğunu'' öne sürdü.

Danıştayın, YÖK'ün farklı katsayı uygulanması kararının yürütmesini durdurma kararını hukuki bulmadıklarını, bu kararın ''meslek lisesi mezunları üniversiteye gitmesin'' anlamını taşıdığını ifade eden Kılıçkaya, ''Bu karar, 'işçisin sen işçi kal' demektir. YÖK'ün takdir yetkisini ortadan kaldıran bu karar, yargıya olan güveni zedelemektedir'' diye konuştu.

Danıştayın AK Parti iktidarından önce açılan idari davaların yüzde 60'ını ret, yüzde 40'ını ise kabul yönünde sonuçlandırdığını anlatan Kılıçkaya, AK Parti iktidarından sonra ise açılan davaların istatistiklerinin yüzde 60 kabul, yüzde 40 ise ret yönünde değiştiğini iddia etti. Kılıçkaya, ''AK Parti iktidarıyla Danıştayın kararlarının yapısı değişti'' dedi.

-''MECLİS, HER AŞAMADA ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ YAPMAYA MUKTEDİRDİR''-

Avukat Kılıçkaya, anayasa değişikliği konusunda da tek yetkili kurumun TBMM olduğunu ifade ederek, seçimlerin yaklaşmasının bu yetkiyi ortadan kaldırmadığını, Meclisin, her aşamada anayasa üzerindeki dilediği değişikliği yapmaya muktedir olduğunu söyledi.

Mevcut anayasanın karmaşa ve anarşi sonrası yapılan ve ''devlet kutsaldır, vatandaşlar devlet için vardır'' ruhunu taşıdığını belirten Kılıçkaya, ''Anayasa'nın ruhunu değiştirmek için, 'vatandaş için devlet vardır' anlayışını hakim kılmak için Anayasa değiştirilmelidir'' diye konuştu.

Kişilere ve Milli Güvenlik Konseyi üyelerine özel hükümlerin 1982 Anayasası'nda yer aldığını vurgulayan Kılıçkaya, kişiye özel norm ve kuralların olamayacağını ancak Türkiye'de Anayasa'da bile kişiye özel hükümlerin yer aldığını iddia etti.

Anayasa değişikliğinde yargının da sivilleşmesinin amaçlanmasını isteyen Kılıçkaya, Anayasa Mahkemesi ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK) yapısının demokratik kriterlere göre değiştirilmesi gerektiğini, HSYK ve Yüksek Askeri Şura kararlarının idari nitelik taşıması nedeniyle yargı denetimine tabi olması gerektiğini savundu.

Kılıçkaya, parti kapatma davalarının açılmasının da Yargıtay Cumhuriyet başsavcısının yetkisinde olmasını eleştirerek, parti kapatma davalarının tek bir kişinin inisiyatifinde değil, oluşturulacak bir kurulun takdir yetkisinde olması gerektiğine işaret etti.

Kılıçkaya'nın açıklamalarının ardından Hukukçular Birliği Vakfı Başkan Yardımcısı Avukat Serkan Sönmez de ''Usul Hukukumuzda ve Uygulamada Yargısal Sorunlara Çözüm İmkanları'' başlıklı bir sunum yaptı.

 

13 Şubat 2010, Cumartesi

Danıştay, katsayı kararını yine durdurdu
08 Şubat 2010
Danıştay 8. Dairesi, YÖK'ün üniversiteye girişte farklı katsayı uygulanmasına ilişkin kararının yürütmesini oy birliğiyle durdurdu. Üniveriste adaylarını sancılı bir süreç bekliyor. Sınavların ertelenebileceği konuşuluyor.
YÖK Başkanı: Panik yok endişe yok ÖSYM'den katsayı sonrası ilk açıklama ÖSYM: Üniversiteler öğrenci bulamayacak 'Hukukun arkasına dolanma'nın rövanşı Danıştay, katsayı kararını yine durdurdu
Danıştay 8. Dairesi, YÖK'ün üniversiteye girişte farklı katsayı uygulaması öngören 17 Aralık 2009 tarihli kararının yürütmesini oy birliğiyle durdurdu.
İstanbul Barosu Başkanlığı, Yükseköğretim Genel Kurulunun (YÖK) yükseköğretime girişte farklı katsayı puanı uygulamasını kaldıran 21 Temmuz 2009 tarihli kararının iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle Danıştayda dava açmıştı. Danıştay 8. Dairesi, YÖK'ün kararının yürütmesini oy birliğiyle durdurmuştu. Bunun üzerine YÖK, 17 Aralık 2009'da üniversiteye giriş sınavında adaylara ''farklı katsayı'' uygulanması kararı almış ve puanlar hesaplanırken adayların kendi alanıyla ilgili program tercihinde Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanlarının (AOBP) 0.15, alan dışı tercihte 0.13 ile çarpılmasını kararlaştırmıştı.
İstanbul Barosu Başkanlığı, YÖK'ün bu yeni kararının da iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle Danıştay'da dava açtı.
Danıştay 8. Dairesi, YÖK'ün yeni kararının, iki, üç ve dördüncü maddelerinin yürütmesini oy birliğiyle durdurdu.
Kararın ikinci maddesi, ''AOBP'nin 0.15 ve 0.13 katsayıları ile çarpılmasını'' öngörüyordu. Kararın üçüncü maddesi, ''öğretmen lisesi ve meslek lisesi mezunu olanların kendi alanlarındaki programları tercih etmeleri halinde ilgili ağırlıklı ortaöğretim başarı puanlarının 0,05 ile çarpımı sonucunda bulunan puanın toplam puana ayrıca ekleneceğini'', dördüncü maddesi ise ''Meslek Yüksek Okullarının sınavsız geçişten boş kalan kontenjanlarına açık öğretim programlarına ve meslek liselerinin devamı niteliğindeki lisans programlarına YGS puanları esas alınarak yerleştirme yapılacağını'' düzenliyordu.
Davalı YÖK'ün bu karara itiraz hakkı bulunuyor. İtirazı, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu görüşecek.
DANIŞTAY 8. DAİRESİNİN KARARINDAN: ALAN İÇİ TERCİHLERDE 0.8, ALAN DIŞI TERCİHLERDE 0.3 KATSAYISININ ESAS ALINACAĞINA İLİŞKİN DÜZENLEMENİN DEĞİŞTİRİLEREK ALAN İÇİ 0.15, ALAN DIŞI 0.13 KATSAYI FARKINA DÖNÜŞTÜRÜLMESİNE İLİŞKİN DAVA KONUSU KARARIN HUKUKEN GEÇERLİ BİR SEBEBE DAYANMADIĞI SONUCUNA ULAŞILMAKTADIR
Danıştay 8. Dairesinin, YÖK'ün farklı katsayı uygulaması öngören kararının yürütmesinin durdurulmasına ilişkin gerekçesinde, alan içi tercihlerde 0.8, alan dışı tercihlerde 0.3 katsayısının esas alınacağına ilişkin düzenlemenin değiştirilerek alan içi 0.15, alan dışı 0.13 katsayı farkına dönüştürülmesine ilişkin dava konusu kararın hukuken geçerli bir sebebe dayanmadığı sonucuna ulaşıldığı belirtildi.
Danıştay 8. Dairesi, YÖK'ün 17 Aralık 2009 tarihli yeni kararının, iki, üç ve dördüncü maddelerinin yürütmesini oy birliğiyle durdurdu.
Dairenin gerekçesinde, dava konusu kararın ikinci maddesinde,''Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) puanları ile yerleştirme yapılan programlar ve Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS) puanları esas alınarak yerleştirme yapılan programlarda, ilgili Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanı (AOBP), adayın kendi alanında bir programı tercih etmesi halinde 0,15; alanı dışında bir programı tercih etmesi halinde ise 0,13 ile çarpılır. Ortaya çıkan sayının sınav sonucuna eklenmesi suretiyle bu aşamadaki yerleştirmeye esas olacak puan belirlenir'' hükmünün yer aldığı hatırlatıldı.
Kararın, üçüncü maddesinde, ''Adaylardan öğretmen lisesi ve meslek lisesi mezunu olanların, sınavsız kayıt hakkı olanlar dışında, kendi alanlarındaki programları tercih etmeleri halinde ilgili ağırlıklı ortaöğretim başarı puanlarının 0,05 ile çarpımı sonucunda bulunan puan 2. maddeye göre hesaplanan toplam puana ayrıca eklenir'', dördüncü maddesinde ise ''Meslek Yüksek Okullarının sınavsız geçişten boş kalan kontenjanlarına açık öğretim programlarına ve meslek liselerinin devamı niteliğindeki lisans programlarına YGS puanları esas alınarak yerleştirme yapılır'' kuralının getirildiği belirtildi.
Gerekçede, şöyle denildi:
''Katsayı farkının belirlenmesinde davalı Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının iddia ettiği gibi bireylerin devlete karşı korunması değil, devletin bireylere tanıdığı ve yararlandırdığı hakların tam ve gereğince kullanılmasının sağlanması amaçlanmalıdır. Yani bireylerin haklarının birbirlerine karşı korunması, sahip olunan hakların özüne ve ruhuna uygun kullanımının sağlanmasıdır. Maddi olayda ölçülülük ilkesinin hareket noktası da öğrencilerin mesleki eğitim, genel lise eğitimi ve genel liseler içinde alan, bölüm seçerek oluşturdukları birikimin adil bir değerlendirmeye tabi tutulmasını sağlamaktır. Bu ayrımların kaldırılması sonucunu doğuran bir düzenlemenin eğitim sisteminin örgütleniş biçimindeki bütünlüğü bozacağı ve yargı kararlarına aykırı olacağı açıktır.''
-YÖK'ÜN SAVUNMASI-
Davalı Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının savunmasına da yer verilen gerekçede, YÖK'ün yargı kararları nedeniyle oluştuğunu ileri sürdüğü hukuki boşluğu gidermek için belirlediği farklı katsayı oranına ilişkin açıklama yaparken ''yönlendirme amacıyla getirilen sınırlamanın bireyin yükseköğrenim hakkını ortadan kaldırmaması, istediği takdirde makul seviyede bir gayretle bu sınırlamayı aşabilmesine imkan verilmesi gerektiği, aksine bir yaklaşımın bireyi katlanamayacağı bir sorumluluk altına sokarak Anayasanın beşinci maddesine aykırılık teşkil edeceği, yasal kuralların ilgililerin farklı bir alanı tercih etmelerinin engellenmesi sonucunu doğuracak düzenlemeleri içermediği gibi meslek lisesi mezunlarına kendi alanlarından farklı bir alanda yükseköğrenim görmek istemeleri halinde de farklı katsayı uygulanacağına ilişkin bir düzenleme yer almadığı, farklı katsayı uygulamasının meslek liselerini olumsuz etkileyeceği, sınav sürecinin başladığı, kılavuzların hazırlandığı bu aşamada oluşacak değişikliklerin öğrencilerin başvurularında belirsizlik yaratacağı''nın ileri sürüldüğü belirtildi.
YÖK'ün bu savunmasının, farklı katsayı uygulamasını kaldıran düzenlemeye yönelik olarak açılan davalarda verilen savunmalarını tekrar eder nitelikte olduğu ifade edilen gerekçede, ''Bu şekilde katsayı farkının olmaması ya da olacaksa da aşılabilir bir niteliğinin bulunmasına yönelik olan bir amacın, mevzuatta öngörülen ve dairemizce ve İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen kararlarda da vurgulanan temel ilke ve yaklaşıma uygun olmadığı açıktır. Ayrıca uygulanacak katsayı sınavlar sonucunda yerleştirmeye esas puanın hesaplanmasında dikkate alınacağından sınavlara başvurma ve sınavları engelleyici bir husus değildir'' denildi.
Gerekçede, ''1998 yılından itibaren uygulanan ve hukuka uygunluğu yargısal kararlarla istikrar kazanmış farklı katsayı uygulaması ile dava konusu karar alınıncaya kadar uygulanmakta olan alan içi tercihlerde 0.8, alan dışı tercihlerde 0.3 katsayısının esas alınacağına ilişkin düzenlemenin değiştirilerek alan içi 0.15, alan dışı 0.13 katsayı farkına dönüştürülmesine ilişkin dava konusu kararın hukuken geçerli bir sebebe dayanmadığı'' vurgulandı.
Kararın ayrıca yargı kararlarının gereklerine aykırı olduğu ve yargı kararlarını geçersiz kıldığı sonucuna ulaşıldığı belirtilen gerekçede, ''Bu durumda, dava konusu düzenlemenin ikinci maddesinde hukuka uyarlık bulunmamıştır. Düzenlemenin üçüncü maddesi ve kararın dördüncü maddesindeki puanlama sistemi ikinci maddeye dayandırılmış olduğundan, hukuki geçerliliğinden söz etmeye olanak yoktur. Dava konusu kararın iki, üç ve dördüncü maddelerinin uygulanması halinde telafisi güç ve imkansız zararlar oluşacağı da açıktır'' denildi.
''UYGULANMAKTA OLAN VE ZAMAN İÇİNDE BİRTAKIM SONUÇLAR DOĞURARAK İSTİKRAR KAZANAN BİR DÜZENLEMENİN DEĞİŞTİRİLMESİ YA DA KALDIRILMASI İÇİN HUKUK DÜZENİNDE VEYA MADDİ OLAYDA BİR DEĞİŞİKLİK OLMASI GEREKİR''
Danıştay 8. Dairesinin, YÖK'ün farklı katsayı uygulaması öngören kararının yürütmesinin durdurulmasına ilişkin gerekçesinde, uygulanmakta olan ve zaman içinde birtakım sonuçlar doğurarak istikrar kazanan bir düzenlemenin değiştirilmesi ya da kaldırılması için hukuk düzeninde veya maddi olayda bir değişiklik olması gerektiği vurgulanarak, ''Yani önceki uygulamayı kaldıran ve yeni bir uygulama getiren düzenlemenin hukuken geçerli sebeplere dayanması gereği tartışmasızdır'' denildi.
Dairenin gerekçesinde, davacı İstanbul Barosunun dava açma ehliyeti olup olmadığı konusu irdelendi. Çeşitli baro başkanlıklarının Danıştayda açtığı davalardan örnekler verilen gerekçede, Avukatlık Yasası'nda yapılan değişiklikten sonra açılan davalarda, dava açma ehliyetinin bulunup bulunmadığı saptanırken iptal davasının genel amacının yanı sıra dava konusu idari işlemin niteliği, bu işlemin hukukun üstünlüğünü, hukuk devleti ilkesini etkileyip etkilemediği, genel kamu yararı, Anayasa ile koruma altına alınan eşitlik, kişinin dokunulmazlığı, özel hayatın gizliliği, kanunsuz suç ve ceza olamayacağı gibi temel insan haklarının ihlal edilip etmediğine ve yargı kararlarının uygulanmaması veya geçersiz kılınması gibi hukuk devleti ilkesini zedeleyen bir durumun söz konusu olup olmadığına bakılarak menfaat ilgisinin olaya özgü ancak daha geniş yorumlandığı vurgulandı.
Dava konusu karar ile yükseköğretime girişte bir sistem getirildiği ve bu düzenlemeyle ülkenin eğitim sisteminin bütününün etkilendiği ifade edilen gerekçede, ''Dava konusu kararın bu özelliği nedeniyle genel kamu yararı ile ilgili bulunduğu açıktır. Yargı kararlarının uygulanmadığı savıyla açılan bu davada, işlemin hukuki niteliği ile hukukun üstünlüğünü koruma görev ve yükümlülüğü bulunan davacı baro başkanlığının iddiaları birlikte dikkate alındığında davacının dava konusu kararla menfaat ilgisinin bulunduğunun kabulü zorunludur'' denildi.
İstanbul Barosu Başkanlığının Yükseköğretim Genel Kurulunun 21 Temmuz 2009 tarihli kararının iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle açtığı davada, davalı YÖK'ün ''İstanbul Barosunun dava açma ehliyetinin bulunmadığına ilişkin iddiası''nın da bu nedenlerle kabul edilmediği anımsatılan gerekçede, ''Davalı idarenin söz konusu kararına yönelik olarak verilen yürütmenin durdurulması kararı sonrası tesis ettiği dava konusu işleme karşı Baro tarafından dava açılabileceği de tartışmasızdır'' denildi.
Davacı baro başkanlığının YÖK'ün 21 Temmuz 2009 tarihli kararına karşı açtığı davada yürütmenin durdurulmasına karar verildiği anımsatılan kararda, YÖK'ün yeni kararının, Danıştay 8. Dairesi ve İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen kararlar nedeniyle oluştuğu ileri sürülen hukuki boşluğun giderilmesi amacıyla tesis edildiğinin belirtildiği ifade edildi.
-''SINIRSIZ VE MUTLAK BİR TAKDİR YETKİSİNDEN SÖZ EDİLEMEZ''-
Anayasa ve yasalara göre, idarelerin takdir yetkisine dayalı olarak tesis ettiği işlemlerin de idari yargı denetimine tabi olduğunu vurgulanan gerekçede, şunlar kaydedildi:
''Takdir yetkisinin kullanımı idareyi yargı denetiminden bağışık kılmaz, hukuk devletinde sınırsız ve mutlak bir takdir yetkisinden söz edilemez. Hukuk devleti olmanın gereği, idarelerin takdir yetkisine dayalı olarak tesis ettikleri bireysel ya da düzenleyici işlemlerin hukuken geçerli ve objektif bir sebebe dayanmasıdır. Takdir yetkisine dayalı işlemlerin, hukukun belirlediği sınırlar ve eşitlik kuralı gözetilerek kamu yararına ve hizmetin gereklerine uygun şekilde objektif, makul ve geçerli neden ve gerekçelere dayalı olarak tesis edilmesi gerekir.''
Yürütmenin durdurulması kararının, davanın esası hakkında verilen kararlar gibi yerine getirilmesinin zorunlu olduğu vurgulanan gerekçede, yürütmenin durdurulması kararının hukuki gereklerine uygun bir işlem tesis edilmesinin de Anayasal ve yasal zorunluluk olduğuna işaret edildi. Gerekçede, şu tespitler yapıldı:
''Yargı kararlarının uygulanması konusunda idarelere herhangi bir takdir yetkisi tanınmadığı açıktır. Yani idarelerin yargı kararlarının doğruluğunu tartışma ve buna göre uygulama yapma yetkisi bulunmamaktadır. Anayasa ve yasa hükümleri ile idare hukuku ilkesi gereği idareler iptal kararının amaç ve kapsamına göre yeni bir işlem yapmak ve iptal edilen işlemden doğan sonuçları ortadan kaldırmak ve önceki hukuki durumun geçerliliğini sağlamakla görevlidir. Bu nedenle idareler iptal kararlarının amaç ve kapsamı dışında bir işlem tesis edemez. İdarelerin bu amaç dışında başkaca bir tercih ve takdir hakkı yoktur.''
-''MİLLİ EĞİTİM TEMEL YASASI'NIN ASIL AMACI''-
Yükseköğretim Kurulunun, 30 Temmuz 1998 tarihli kararı ile 1999 yılından itibaren başlatılan uygulama ile tek aşamalı sınav ve sözel, sayısal ve eşit ağırlıklı ortaöğretim başarı puanlarının hesaplanmasında farklı katsayı uygulamasının başlatıldığı belirtilen gerekçede, ortaöğretim kurumlarından mezun olanların öğrenim gördükleri meslek ya da alanda yükseköğrenim görmelerinin Milli Eğitim Temel Yasası'nın asıl amacı olduğu vurgulandı.
Bu amaca uygun olarak öğrencilerin meslekleri ya da alanları dışında eğitim görmek istemeleri halinde üniversite puanlarının daha düşük bir katsayı, tersine durumda ise daha yüksek katsayı uygulanacağına ilişkin anılan kararın alındığı ve uygulamanın 1999 yılından itibaren başlatıldığı ve o tarihten bu yana uygulandığı anımsatıldı.
Yükseköğretim Kurulunun bu kararlarıyla ilgili uygulamalarına karşı daha önce birçok dava açıldığı ve verilen ret kararlarının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca da onandığı ifade edilen gerekçede, böylece, farklı katsayı uygulamasında hukukun temel ilkelerine, Anayasa ve ilgili yasalara aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı belirtildi.
Gerekçede, davalı idarenin farklı katsayı uygulamasını kaldıran 21 Temmuz 2009 tarihli kararına karşı açılan davalarda, ''farklı katsayı uygulaması konusunda yargı kararlarıyla istikrar kazanmış bir sistemin yerleşmiş olduğu ve bu kararlardan sonra mevzuatta bu kararın aksine yapılmış yasal bir düzenleme bulunmadığı, yargı kararlarında yapılan hukuki değerlendirmelerin bugün için de geçerliliğini sürdürdüğünün belirlendiği'' kaydedildi.
Dairenin gerekçesinde, İdari Dava Daireleri Kuruluna yapılan itiraz üzerine verilen kararda da ''idarenin farklı katsayı belirlemesine yönelik yapacağı düzenlemede belirleyeceği katsayının ölçülülük ilkesi dikkate alınarak eğitim sisteminin yönlendirme esası gereği örgütleniş biçimindeki bütünlüğü bozmaması, alan/bölüm, mesleki eğitim, genel lise eğitimi gibi ayrımları ve yargı kararlarını geçersiz kılacak nitelikte olmaması gerektiği''nin vurgulandığı anımsatıldı.
İdarenin yargı kararları üzerine farklı katsayı uygulaması konusunda bağlı yetki içinde bulunmasına karşın, bu katsayıların belirlenmesi noktasında takdir yetkisine sahip olduğu vurgulanan gerekçede, ''Ancak bu yetkinin kullanımı da mutlak ve sınırsız değildir. Bir başka anlatımla uygulanmakta olan ve zaman içinde birtakım sonuçlar doğurarak istikrar kazanan bir düzenlemenin değiştirilmesi ya da kaldırılması için hukuk düzeninde veya maddi olayda bir değişiklik olması gerekir. Yani önceki uygulamayı kaldıran ve yeni bir uygulama getiren düzenlemenin hukuken geçerli sebeplere dayanması gereği tartışmasızdır'' denildi.
''İDARENİN YASAL KURALLARI HAYATA GEÇİRME GÖREVİNİN BİR SONUCU OLARAK YÖNLENDİRMENİN TAM VE GEREĞİNCE SAĞLANMASINA YÖNELİK OLARAK YAPILAN SINAV SİSTEMİ DEĞİŞİKLİĞİNİN KATSAYI UYGULAMASININ GEREKLİLİĞİNİ ORTADAN KALDIRACAK BİR NİTELİĞİ BULUNMAMAKTADIR''
Danıştay 8. Dairesinin, YÖK'ün farklı katsayı uygulaması öngören 17 Aralık 2009 tarihli kararının yürütmesinin durdurulmasına ilişkin gerekçesinde, ''İdarenin yasal kuralları hayata geçirme görevinin bir sonucu olarak yönlendirmenin tam ve gereğince sağlanmasına yönelik olarak yapılan sınav sistemi değişikliğinin katsayı uygulamasının gerekliliğini ortadan kaldıracak bir niteliği bulunmamaktadır'' denildi.
Dairenin gerekçesinde, davalı idare YÖK'e, 0.8-0.3 olan katsayının 0.15-0.13 olarak değiştirilmesinin nedenlerinin ara karar ile sorulduğu belirtilen gerekçede, davalı idarenin bilimsel ve hukuken kabul edilebilir bir açıklama yapmamış olduğunun görüldüğü belirtildi.
Gerekçede, ''Davalı idarenin katsayı farkının 10 puana tekabül ettiği ve belirlenen katsayılara göre bulunacak sonuçların 0.8 - 0.3 katsayı uygulanan bir önceki sınav sonuçlarına göre bin kişi üzerinde bir fark oluşturacağı şeklindeki açıklamalarına da bilimsel ve kabul edilebilir bir dayanak sunmadığı görülmektedir. Yargı kararları ile 0.8 - 0.3 katsayı farkı kabul görmüş olmakla bu katsayının uygulandığı sınav sonuçlarına farklı katsayılar uygulayarak bir değerlendirme yapmanın ve bunu uygulamanın geçerli sebebi olarak sunmanın kabulünün mümkün olmadığı açıktır'' denildi.
Davalı YÖK tarafından, ''üniversiteye giriş sınavında 2010 yılı itibarıyla uygulanacak sistemde değişiklik yapılarak yeni bir sistem getirildiği ve öğrencilerin öğrenimlerine uygun programları seçmelerinin sağlandığı ve bu nedenle katsayı uygulamasının bir gerekliliği kalmadığının savunulduğu'' belirtilen gerekçede, şunlar kaydedildi:
''Mevcut yargı kararları nedeniyle davalı idare farklı katsayı uygulamasının geçerliliği hususunda bir değerlendirme yapma olanağına sahip değildir. Kaldı ki davalı idarenin de iddia ettiği gibi 29 Ocak 2009 günlü Yükseköğretim Genel Kurulu kararı ile sınav sisteminde meydana getirilen değişiklik ile sınav sorularında çeşitlilik yaratılarak eğitim müfredatının bir bütün olarak değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu uygulamanın, yasal düzenlemelerin amacını teşkil eden öğrencilerin ortaöğretimde seçtikleri ve yöneldikleri okul ve alana uygun bir yükseköğretime yönlendirilmesi ilkesinin zorunlu bir sonucu olduğu açıktır. İdarenin yasal kuralları hayata geçirme görevinin bir sonucu olarak yönlendirmenin tam ve gereğince sağlanmasına yönelik olarak yapılan sınav sistemi değişikliğinin katsayı uygulamasının gerekliliğini ortadan kaldıracak bir niteliği bulunmamaktadır. Aksine bu yönlendirmenin farklı katsayı uygulaması ile desteklenmesinin yasal kuralların amacı ve anlamına en doğru yaklaşım olduğu da yine yargı kararlarıyla belirlenmiştir.''
-ANAYASANIN EŞİTLİK İLKESİ-
Gerekçede, Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin laik, demokratik ve sosyal bir hukuk devleti olduğu hükmünün yer aldığı vurgulandı. Anayasa Mahkemesinin birçok kararında da belirtildiği gibi, Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devletinin, eylem ve işlemlerinin hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda eşitliği gözeten, adaletli bir hukuk düzeni kurup sürdürmekle kendisini yükümlü sayan, hukuk güvenliğini sağlayan, bütün etkinliklerinde hukuka ve Anayasa'ya uyan, işlem ve eylemleri bağımsız yargı denetimine bağlı olan devlet olduğu belirtildi.
Anayasa'nın 10. maddesine göre, herkesin, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşit olduğu, devletin bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlü bulunduğu, devlet organları ve idare makamlarının, bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorunda olduğuna işaret edildi.
Bu madde ile mutlak değil, hukuksal eşitliğin amaçlandığı, ''Yasa önünde eşitlik'' ilkesinin, yasalar karşısında herkesin eşit olmasını, ayırım yapılmamasını, kimseye ayrıcalık tanınmamasını gerektirdiği belirtilen gerekçede, ''Durumlarındaki farklılıklar kimi kişi ve toplulukların değişik kurallara bağlı tutulmasına neden olabilirse de farklılık ve özelliklere dayanan bu tür düzenlemeler eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmaz'' denildi.
Anayasanın 17. maddesinde, herkesin, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğunun belirtildiği, 5. maddesinde de kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmanın, devletin temel amaç ve görevleri arasında sayıldığı belirtildi. Gerekçede, devletin bu yükümlülüğünü eşitlik ilkesini gözeterek hiçbir ayırım yapmadan herkes için geçerli olacak biçimde yerine getirmesi gerektiğine işaret edildi.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun katsayı kararıyla ilgili gerekçesinde belirtilen ve katsayıyı belirleyen düzenlemelerde esas alınacağı vurgulanan ''ölçülülük'' ilkesinin, bir idare hukuku ilkesi olduğu kaydedildi. Gerekçede, kurul kararında ölçülü olmaktan ne anlaşılması gerektiği de ortaya konularak idari işlemden beklenen amaç ile kullanılan araç arasında adil bir denge olması gerektiğinin belirlendiği belirtildi.
Gerekçede, daha önce konuyla ilgili Danıştay tarafından verilen kararlarda ayrıntılı olarak yapılan açıklamaların tekrarlanmasına gerek görüldüğü belirtilerek, bu kararlarda, mesleki-teknik eğitim görenlere kendi alanlarına yönelik tercihlerde daha fazla katsayı uygulanmasının eşitliğe aykırı olmadığı gibi genel liselerde de yükseköğretime girişte farklı katsayı uygulanmasının eşitsizliğe neden olmayacağı bildirildi. Aksine bir yorumun mesleki-teknik öğretimi işlevsiz kılacağı, genel liselerin aleyhine bir durumun gerçekleşmesine neden olacağının belirlendiği ve bu değerlendirmelerin genel liseler içindeki farklı alanlara ilişkin katsayı belirlemesini de kapsadığına işaret edildiği anımsatıldı.
-KARARIN 6. MADDESİNİN YÜRÜTMESİNİN DURDURULMASINA RET-
Gerekçede, YÖK kararının, ''Türkiye genelinde ilk bin kişi arasına giren adayların yerleştirme puanı hesaplanırken alan içi katsayı oranının uygulanmasına'' ilişkin 6. maddesinin ise yürütmesinin durdurulması isteminin oy çokluğuyla reddedildiği belirtildi. 
Kararın 6. maddesi ile ''Yükseköğretim Geçiş Sınavı (YGS) ile Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS) sonucu oluşan her puan türünde, Türkiye genelinde ilk bin kişi arasına giren adayların yerleştirme puanı hesaplanırken, Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanında tercih edeceği bütün programlar için, alan içi katsayı değeri kullanılacağı'' kuralının getirildiği hatırlatıldı. Gerekçede, ''Her genel kuralın kendi içinde bir istisnayı içeriyor olmasının genel kurala aykırılık teşkil etmeyeceği, başarının ödüllendirilmesi amacına yönelik olduğu anlaşılan bu kuralın, yargı kararlarına aykırı bir yönü bulunmadığı gibi hukuka, hakkaniyete ve mevzuata uygun olduğu anlaşılmaktadır'' denildi.
-AZLIK OYU-
YÖK kararının 6. maddesinin yürütmesinin durdurulması isteminin reddi yönündeki çoğunluk görüşüne katılmayan üyelerin, azlık oyunda, bu maddede, öğrencilerin ortaöğretimdeki başarı durumlarının sınav sonucuna nasıl yansıtılacağının belirlendiği, okullarını birincilikle bitiren öğrenciler, belli sanat dallarında üstün başarılı olan öğrenciler, TÜBİTAK yarışmalarında ödül kazanan öğrenciler ve meslek liselerinde okuyan öğrenciler açısından farklı kuralların öngörüldüğü ifade edildi.
Böylece yasanın genel kuralı ile sınav sonuçlarının değerlendirilmesinde adayların ortaöğretimdeki başarılarının dikkate alındığı, sınav sonucu belli bir başarı düzeyi gösterenlere yönelik herhangi bir kural ve istisna öngörülmediği kaydedilen azlık oyunda, şu görüşlere yer verildi:
''Bu nedenle, başarının tüm öğrenim süresi değerlendirilerek belirlenmesi gerekirken bir sınavda gösterilen performansın başarı olarak kabul edilip ödüllendirilmesine yönelik düzenlemenin yasal bir dayanağı bulunmamaktadır. Dava konusu kararın her puan türünde ilk bine giren öğrenciler için katsayı uygulamasını kaldırıyor olması nedeniyle bu kural bakımından yargı kararlarının gereğinin yerine getirilmediği ve geçersiz kılınmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Davalı idare 21 Temmuz 2009 tarihli kararında başarılı öğrenciler açısından herhangi bir düzenlemeye gitmemişken bu kararın yürütülmesinin durdurulması sonrasında alınan dava konusu kararda bu türden bir düzenleme yapma amacının da yine yargı kararlarını etkisiz kılmaya yönelik olduğu açıktır. Bu açıklamalar karşısında dava konusu düzenlemenin 6. maddesinin de yürütülmesinin durdurulması gerektiği görüşü ile çoğunluk kararına katılmıyoruz.''
SINAVLAR ERTELENEBİLİR, ÜNİVERSİTELER GEÇ AÇILABİLİR
Kararın, sınav takvimi ve üniversitelerin açılma tarihlerini de etkileyeceği belirtiliyor. ÖSYM kaynaklarına göre sınav takviminin değişmesinin söz konusu olabileceğini belirtiyor.

Haber 7



YGS başvuruları 12 Şubat'ta sona eriyor

2010-2011 öğretim yılı için üniversiteye girişte uygulanacak sınav sisteminin birinci aşaması olan Yükseköğretime Geçiş Sınavı'na (YGS) 18 Ocak'ta başlayan başvurular 12 Şubat'ta bitiyor.

ANKA

Ankara- 2010-2011 öğretim yılında yükseköğretimin tüm lisans ve ön lisans (meslek yüksekokulları ile açıköğretim önlisans programlarına sınavsız geçiş dahil) programlarına girmek veya yurtdışında öğrenim görmek isteyen adayların da YGS'ye başvurmaları gerekiyor. YGS'ye, 2009-2010 öğretim yılında ortaöğretim kurumlarının lise veya dengi okullar ile açıköğretim lisesinin son sınıfında okuyan öğrenciler, ortaöğretim kurumlarının son sınıflarında beklemeli durumda bulunanlar, ortaöğretim kurumlarının dışarıdan bitirme sınavlarına girenler, ortaöğretim kurumlarını bitirmiş olanlar, ortaöğretimlerini yabancı ülkelerde yapanlardan durumları bu şartları taşıyanlar başvurabiliyor.

Belirtilen şartları taşıyan yabancı uyruklu ve uyruksuz adaylar ve T.C. yükseköğretim kurumlarından disiplin suçu nedeniyle kaydı silinenler de sınava başvurabilirken, bu adaylar ÖSS sonuçları ile 2010-ÖSYS Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzu'nda yer alacak yükseköğretim programlarına yerleştirilmeyecek.  2010 ÖSYS'ye başvurmak isteyen adayların ilk olarak kılavuzu edinmeleri gerekiyor. Adaylar başvuru merkezlerinden, içerisinde 2010-ÖSYS Aday Bilgi Formu da bulunan 2010-Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sistemi (ÖSYS) Kılavuzu'nu 2 TL karşılığında edinebilecek. Ortaöğretim Kurumu Müdürlükleri, ÖSYM Sınav Merkezi Yöneticilikleri ve ÖSYM büroları ÖSYS'de başvuru merkezi olarak görev yapacak.
 

YGS sınav ücreti 35 TL

YGS başvurularına, tüm lisans ve ön lisans (meslek yüksekokulları ile açıköğretim önlisans programlarına sınavsız geçiş dahil) programlarına girmek veya yurtdışında öğrenim görmek isteyen adayların da başvurmaları gerekiyor. YGS'ye girecek adaylar sınav ücreti olarak 35 TL, YGS'ye girmek istemeyen ancak sadece Sınavsız Geçişe başvurmak isteyen adaylar ise 10 TL ödeyecek. Henüz mezun olmamış son sınıf düzeyindeki adaylar başvurularını okulların bağlı olduğu başvuru merkezine yapacak. Mezun durumundaki adaylardan 2008 ve 2009 ÖSYS'nin her ikisine de başvurmamış olanlar ile 2008 veya 2009-ÖSYS'ye başvurmuş olanlardan öğrenim bilgilerinde değişiklik olanlar başvurularını istedikleri başvuru merkezine yapabilecek.

Mezun durumdaki adaylardan 2008 veya 2009 ÖSYS'ye başvurmuş olan ve öğrenim bilgilerinde değişiklik olmayan adaylar ise başvurularını isterlerse bireysel olarak internet aracılığıyla yada istedikleri bir başvuru merkezine yapacaklar. Başvurusunu başvuru merkezinde yapacak adayların gidecekleri başvuru merkezinden randevu alması gerekiyor. Başvuru işlemini yaptıracak aday, başvuru merkezine gitmeden önce başvuru ücretini yatırmış, 2010-ÖSYS Aday Bilgi Formu'nu doldurmuş ve bu formdaki öğrenim bilgilerinin okulun bir yetkilisi tarafından onaylanmış olacak.

Başvuru Merkezi'ne giderken adayların 2010-Aday Bilgi Formu'nu, fotoğraflı ve onaylı bir kimlik belgesini, banka dekontunu ve mezun öğrenciler ortaöğretim diplomasını yanında bulundurması gerekecek. Sınava başvuru sırasında formdaki "İnternet üzerinden işlem yapmak istemiyorum" seçeneğini işaretleyen adaylar sınav sonuçlarını internetten öğrenemeyecekler ve ayrıca internet üzerinden bazı işlemleri yapamayacak. Sınav sonuçlarını internetten öğrenemeyecek adayların adreslerine sınav sonuç belgesi gönderilecek. Ayrıca internetten öğrenen adaylara da sınav sonuç belgesi iletilecek.

7 Şubat 2010


 04/02/2010

'Sınavsız geçiş kalkmalı'

ÖSYM Yürütme Kurulu üyesi Prof. Dr. Abdullah Çavuşoğlu, meslek liselerine sınavsız geçişe olan talepte düşüşler olduğunu belirterek, “Sınavsız geçiş meslek yüksek okulları için kaldırılmalıdır” dedi
ÖSYM Yürütme Kurulu üyesi Prof. Dr. Abdullah Çavuşoğlu, öğrencilerin meslek liselerine sınavsız geçişe olan talebinde uygulamanın başladığı 2002’den 2009’a kadar geçen süreçte ciddi düşüşler görüldüğüne dikkat çekerek, “Sınavsız geçiş meslek yüksek okulları için cazip değildir, kaldırılmalıdır” dedi. Çavuşoğlu, 2009 yılında toplam 306 bin öğrenciye ulaşan Meslek Yüksek Okulları (MYO) kontenjanlarının yalnızca 238 bininin dolduğunu da belirterek, yaklaşık 65 bin kontenjanın boş kaldığını açıkladı. Prof. Dr. Çavuşoğlu, meslek liselerine sınavsız geçiş hakkının, meslek lisesi mezunlarının 1998 yılında başlatılan katsayı uygulamasından dolayı üniversitelere yerleşme oranlarının yüzde 1 civarına düşmesi sonucu 2002’de uygulanmaya başladığını hatırlattı.
Öğrenciler mağdur oldu
 Prof. Dr. Çavuşoğlu, özellikle 2009’da boş kalan kontenjanların yeni MYO’lar açılmasını zorlaştırdığını ve açılacak programlar konusunda daha seçici davranılmasına yol açtığını belirterek, sınavsız geçişin kaldırılması gerektiğini söyledi. Çavuşoğlu, öğrencilerin mağdur olacakları argümanının geçersiz olduğuna değinerek, “Boş kalan kontenjanlara sıralama yöntemi ile daha kaliteli öğrenciler yerleşebilir ve diğer öğrencilerin de açıkta kalmamaları sağlanabilir. MYO’lara sınavla yerleşen öğrenciler okullarına daha fazla kıymet atfeder ve öğrencilerin harcadıkları zaman ciddi oranda düşebilir” şeklinde konuştu.



Fabrika gibi halk eğitim merkezinden 5 milyon TL ciro

 

Çorum'un İskilip ilçesinde faaliyet gösteren İskilip Halk Eğitim Merkezi ve Akşam Sanat Okulu Müdürlüğü'nün 2009 yılında 5 milyon 74 bin TL ciro yatığı bildirildi.

 

İskilip Halk Eğitim Merkezi ve Akşam Sanat Okulu Müdürü Metin Alkan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, amaçlarının ayakkabı ve mobilya üretmek olmadığını belirterek, ''amacımız ayakkabı ve mobilya üretmek değil, insan yetiştirebilmek. Kahve köşelerinde oturan gençleri meslek sahibi yaptık'' dedi.

Ayakkabı, mobilya, ağaç oymacılığı, sedef kakma, sepet hasır örtücülüğü, deri mont, çanta, cüzdan, 'kenefi bezi' dokuması ve diğer el sanatları bölümlerinde üretilen ürünleri satışa sunduklarını belirten Alkan, geçen yılının kendileri açısından başarılı geçtiğini dile getirdi.

2006'da 1 milyon 700 bin TL olan cirolarının, 2007 yılı sonunda 2 milyon 252 bin TL'ye yükseldiğini bildiren Alkan, 2008 yılında 3 milyon 400 bin TL olan ciroyu 2009 sonunda 5 milyon 74 bin TL'ye çıkardıklarını kaydetti. 2010 yılında 6 milyon TL ciroya ulaşmak istediklerini vurgulayan Alkan, 20 yıl önce 100 TL döner sermaye işletmesi olarak kurulan halk eğitim merkezinin böyle bir başarıya ulaşmasının gurur verici olduğunu ifade etti.

Metin Alkan, merkezde atölyelerin yanı sıra, bilgisayar, kalorifer ateşçiliği, beyaz iş, nakış, giyim, anne ve çocuk eğitimi, üniversite, kolejler ve Anadolu liselerine hazırlık, kuaförlük, spor ve müzik kurslarının da bulunduğunu anlattı.

Kurumun, eğitirken çalıştıran, çalıştırırken üreten bir yapıya sahip olduğunu anlatan Alkan, ''Kurulduğumuz günden bugüne yaklaşık 2 bin genci çeşitli illerde istihdam ettik. 2007-2008 öğretim yılında da 28 dalda toplam 159 kursla yaklaşık 7 bin kursiyer ve kalifiye eleman yetiştirdik''dedi.

-OKULLARIN MALZEME İHTİYACI İSKİLİP HEM'DEN-

Merkez bünyesindeki atölyelerde üretilen okul donatım malzemeleri, Türkiye'nin çeşitli yerlerinde bulunan okullara gönderildiğini anlatan Alkan, kendilerine gelen okul donatım malzemesi taleplerine anında cevap verdiklerini ifade etti.

Bakanlık tarafından verilen siparişlerin kaliteli malzeme, deneyimli ve usta öğrenciler tarafından yapıldığını anlatan Metin Alkan, ''Yaptığımız malzemeler daha önce Ankara Eğitim Araçlar deposuna gider oradan ihtiyaç olan okullara dağıtımı yapılırdı. Ancak malzemeler artık İskilip'ten dağıtılıyor. Malzeme ihtiyacı olan okullar bizi arayarak gün veriyorlar, biz de o güne kadar istenilen malzemeleri okullarımıza ulaştırıyoruz'' diye konuştu.

Alkan, bugüne kadar Kastamonu, Trabzon, Osmaniye, Ankara, Denizli, Konya, Iğdır ve Samsun başta olmak üzere birçok kentteki okulun malzeme ihtiyacını karşıladıklarını kaydetti.

-''19 YILDA İKİ BİN GENÇ İSTİHDAM EDİLDİ''-

Amaçlarının gençleri meslek sahibi yapmak olduğunu vurgulayan Alkan, son 19 yılda çeşitli meslek dallarında toplam bin 978 gencin İstanbul Gedikpaşa, Bursa İnegöl, Ankara, Bartın, Kayseri, Trabzon, Malatya, Çorum ve İskilip'te bulunan iş yerleri ve atölyelerde istihdam edildiğini bildirdi.

Gençleri kahve köşelerinden kurtararak eğitim verdiklerinin dile getiren Alkan, ''Aynı zamanda hem meslek öğrettik hem de aylık 350-450 TL aile bütçesine katkı sağlamalarına yardımcı olduk. 19 yılda büyük efor sarf ederek ekip olarak büyük gayretler içerisinde çalışıp Türkiye çapında ilçemizi ve Halk Eğitimi Merkezi'ni marka haline getirdik'' diye konuştu.

Tüm Çorumlulardan merkeze destek olmaları için çağrıda bulunan Alkan, yeni hem binasının yapılmasının merkezde istihdam edilenlerin sayısının bine yükseleceğinin altını çizdi.

aa

03 Şubat 2010, Çarşamba


Koç'un meslek lisesi projesi ödül aldı

 

Koç Holding, Amerikan İletişim Profesyonelleri Ligi (LACP) tarafından düzenlenen 2009 Magellan Ödülleri'nde "meslek lisesi memleket meselesi" projesi ile gümüş ödül aldı.

 

Proje ile 81 ildeki 262 okulda 8 bin meslek lisesi öğrencisine ulaşılıyor. 10'a yakın ülke temsilcisinin 375 projeyle katıldığı LACP tarafından düzenlenen "2009 Magellan Ödülleri'nde "meslek lisesi memleket meselesi" projesi "toplumla ilişkiler" kategorisinde ödül aldı. Proje mesleki-teknik eğitimin ülke ekonomisi açısından önemine dikkat çeken, okul ve işletme bağının kurulması suretiyle kalifiye işgücünün yetiştirilmesine katkıda bulunuyor. Bu doğrultuda 81 ilde, 262 okulda, 8 bin meslek lisesi öğrencisine staj destekli eğitim bursu, koçluk ve kişisel gelişim imkanları verilerek, bir yandan gençler mesleki eğitime özendiriliyor, bir yandan da istihdama destek sağlanıyor. Projeye Koç Topluluğu 20 şirketiyle destek veriyor. EKONOMİ SERVİSİ ZAMAN

 

20 Ocak 2010, Çarşamba


MYO'ya sınavsız giriş kaldırılıyor

ERZURUM (A.A)
YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, meslek yüksekokullarına sınavsız girişi kaldırmak istediklerini söyledi.

Atatürk Üniversitesi Rektörlüğünün ev sahipliğinde, Kültür Merkezi'nde YÖK'ün 32 yeni üniversitenin rektörleriyle toplantısı başladı.

YÖK Başkanı Prof. Dr. Özcan, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, yeni kurulan üniversitelerin rektörleriyle üniversitelerin sorunlarını tartışmak için bir araya geldiklerini ama toplantının özelinde geçen yılın genel değerlendirmesini yapmak ve bu yıl için yol haritası çizmek istediklerini söyledi.

YÖK'ün planladığı çalışmalarla ilgili bilgi veren Prof. Dr. Özcan, meslek yüksekokullarına girişle ilgili değişiklik yapmayı düşündüklerini bildirdi.

Meslek yüksekokullarına sınavsız giren öğrencilerin niteliğinin düşük olduğuna dikkati çeken Özcan, şunları kaydetti:

'Biliyorsunuz meslek yüksekokullarına sınavsız giriliyordu, sınavsız girişi kaldırmak istiyoruz. Bizim için son derece doğru. Okul müdürlerinden aldığımız raporlara göre sınavsız giriş yapan öğrencilerin 4 işlem yapacak kapasitesi yok. Nitelikler gayet düşük. Düşük nitelikteki öğrencilerden çok iyi üretim maalesef mümkün olmuyor. Hamurun kalitesini artırmamız gerekiyor.'

Yurt dışında yapmayı düşündükleri çalışmalara da değinen Özcan, ülkelerarası ilişkileri canlandırma niyetinde olduklarını bildirdi.

Birkaç gün sonra yükseköğretimde iş birliği konusunda görüşmelerde bulunmak üzere Suriye'ye gideceklerini belirten Özcan, şöyle konuştu:

'12-14 rektör arkadaşımızla Suriye'ye gideceğiz. Altyapı çalışmalarını tamamladık, protokolü imzaladık, her şey hazır. Sadece rektörlerimizin birbirlerini tanıma ve hangi konularda anlaşma yapabileceklerini tespit etmeleri gerekiyor. Şimdi Orta Doğu ülkelerine yöneliyoruz. Çünkü hükümetin dış ülkelere vize kaldırma ilişkileri sıfır sorun politikasına uygun olarak biz de 'Madem böyle açılımlar oluyor, siyasette biz de üniversiteler olarak açılımların, bu rüzgarın arkasında kendi yararımıza olan çalışmaları yapmalıyız' diyoruz.'

12.01.2010


Katsayı ilerleme Raporu'na girdi

Katsayı sorunu, Avrupa Komisyonu'nun 2009 Türkiye İlerleme Raporu'nda yer aldı. YÖK'ün yeni sisteminin, 10 yıldır öğrenciler arasında uygulanan eşitsizliği ortadan kaldırmasının beklendiği ifade edilen raporda, çalışmaların devamı istendi.

YAKUP BULUT / ANKARA
Avrupa Komisyonu'nun 2009 Türkiye İlerleme Raporu'nda ÖSS'deki katsayı sorunu yer aldı.

Raporun 80. sayfasında "Eğitim ve Kültür" başlığı altında, "Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK), üniversiteye giriş ve yerleştirme sınavında mesleki ve teknik lise mezunlarına 1998'den beri uygulanan katsayıyı kaldırmıştır. 2010 yılı itibariyle uygulanacak yeni sistemin, üniversiteye girişte mesleki ve teknik lise mezunlarına eşit imkânlar sunması beklenmektedir. Bu durumun mesleki ve teknik liselere kayıtları artırması muhtemeldir. Ancak, son 10 yılda yapılan girişimlere rağmen bu liselerdeki eğitim kalitesinin artırılmasına hâlâ ihtiyaç duyulmaktadır" denildi. Son 10 yılda yapılan girişimlere rağmen meslek liselerindeki eğitim kalitesinin artırılması gerektiği belirtilen raporda, "bu yöndeki çabalara devam edilmesi" istendi. Yeni kurulan üniversitelerden bahsedilen ilerleme raporunda, "23 yeni üniversite kurulmuştur. Bologna sürecinin uygulanması açısından Türkiye ileri aşamadadır" denildi.

Bologna süreci nedir?

Bologna süreci, 2010 yılına kadar Avrupa Yükseköğretim Alanı oluşturmayı hedefleyen bir Avrupa reform süreci. Pekçok uluslararası kuruluşun işbirliğiyle 46 üye ülke tarafından oluşturulan ve sürdürülen süreç, resmi olarak 1999 yılında Bologna Bildirisi'nin 29 Avrupa ülkesinin yüksek öğretimden sorumlu bakanları tarafından imzalanması ve yayımlanmasıyla başladı. Süreç, yükseköğretimde lisans ve yüksek lisans olmak üzere 2 aşamalı derece sistemine geçmeyi, öğrencilerin ve öğretim görevlilerinin hareketliliğini sağlayarak yaygınlaştırmayı hedefliyor.

08.01.2010

Meslek yüksek okulluya 4 yıllık lisans diploması

YÖK, 2 yıllık meslek lisesi mezunlarına kendi branşlarında yatay geçiş imkanı getiriyor. Yeni sisteme göre, meslek yüksek okulu mezunu, 2 yıllık eğitiminin ardından 2 yıl daha okursa 4 yıllık lisans diploması alabilecek.

ABDULLAH EĞİLMEZ
Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan'ın, "Meslek Yüksek Okulları'ndan mezun olanlara lisan yapma imkanı tanıyacağız" açıklaması, gözleri 2+2 sisteminin ayrıntılarına çevirdi. YÖK'ün hazırlıklarını sürdürdüğü çalışmaya göre; Meslek Yüksek Okulları'ndan mezun olanlar, kendi branşlarında 4 yıllık lisans diploması alabilecek.

UZAKTAN EĞİTİM İMKANI

YÖK Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Durmuş Günay, "İşyeri Tabanlı Eğitim Sistemi" olarak adlandırdıkları yeni formülle, artık isteyen öğrencilerin 2 yıllık eğitimin ardından aynı branşta 2 yıl daha örgün eğitim alarak 4 yıllık lisans diploması alabileceklerini söyledi. 2 yıllık okuldan mezun olup çalışma hayatına atılanlar ise internet üzerinde uzaktan eğitim alarak lisans eğitimlerini tamamlayabilecekler. Prof. Günay, çalışmaların hızla sürdüğünü, yeni formülün en geç 1 yıl içinde uygulanmaya başlanacağını dile getirdi. Günay, yeni sistemin Meslek Yüksek Okulu'ndan mezun olanlara kendi branşlarında lisans eğitimi için yatay geçiş imkanı vereceğini belirtti. Yeni sistemle, bilgisayar bölümünden mezun bir Yüksek Meslek Okulu mezunu, Bilgisayar Mühendisliği okuyabilecek.

KATSAYIYA 2+2 FORMULÜ

Üniversiteye girişte uygulanan katsayıdan dolayı sadece Meslek Yüksek Okulu'nu tercih etmek zorunda kalan öğrencilerin önündeki engel de 2+2 formülüyle aşılacak. YÖK'ün ÖSS'de 0.02'ye indirdiği katsayı uygulaması nedeniyle, meslek lisesinin bilgisayar bölümünde okuyan bir öğrenci, bilgisayar mühendisliğini tercih ettiği taktirde puanı düşüyordu. Yeni formül, eski katsayı uygulamasından mağdur olanlara da 4 yıllık lisans diploması almanın yolunu açacak.

02.01.2010



AKŞAM

 

İstanbul Barosu Başkanlığı, Yükseköğretim Genel Kurulunun (YÖK) yükseköğretime girişte farklı katsayı puanı uygulamasını kaldıran 21 Temmuz 2009 tarihli kararının iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle Danıştayda dava açmıştı. Danıştay 8. Dairesi, YÖK'ün kararının yürütmesini oy birliğiyle durdurmuştu. Bunun üzerine YÖK, 17 Aralık 2009'da üniversiteye giriş sınavında adaylara ''farklı katsayı'' uygulanması kararı almış ve puanlar hesaplanırken adayların kendi alanıyla ilgili program tercihinde Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanlarının (AOBP) 0.15, alan dışı tercihte 0.13 ile çarpılmasını kararlaştırmıştı.

İstanbul Barosu Başkanlığı, YÖK'ün bu yeni kararının da iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle Danıştay'da dava açtı.

Danıştay 8. Dairesi, YÖK'ün yeni kararının, iki, üç ve dördüncü maddelerinin yürütmesini oy birliğiyle durdurdu.

Kararın ikinci maddesi, ''AOBP'nin 0.15 ve 0.13 katsayıları ile çarpılmasını'' öngörüyordu. Kararın üçüncü maddesi, ''öğretmen lisesi ve meslek lisesi mezunu olanların kendi alanlarındaki programları tercih etmeleri halinde ilgili ağırlıklı ortaöğretim başarı puanlarının 0,05 ile çarpımı sonucunda bulunan puanın toplam puana ayrıca ekleneceğini'', dördüncü maddesi ise ''Meslek Yüksek Okullarının sınavsız geçişten boş kalan kontenjanlarına açık öğretim programlarına ve meslek liselerinin devamı niteliğindeki lisans programlarına YGS puanları esas alınarak yerleştirme yapılacağını'' düzenliyordu.

Davalı YÖK'ün bu karara itiraz hakkı bulunuyor. İtirazı, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu görüşecek.

DANIŞTAY 8. DAİRESİNİN KARARINDAN: ALAN İÇİ TERCİHLERDE 0.8, ALAN DIŞI TERCİHLERDE 0.3 KATSAYISININ ESAS ALINACAĞINA İLİŞKİN DÜZENLEMENİN DEĞİŞTİRİLEREK ALAN İÇİ 0.15, ALAN DIŞI 0.13 KATSAYI FARKINA DÖNÜŞTÜRÜLMESİNE İLİŞKİN DAVA KONUSU KARARIN HUKUKEN GEÇERLİ BİR SEBEBE DAYANMADIĞI SONUCUNA ULAŞILMAKTADIR

Danıştay 8. Dairesinin, YÖK'ün farklı katsayı uygulaması öngören kararının yürütmesinin durdurulmasına ilişkin gerekçesinde, alan içi tercihlerde 0.8, alan dışı tercihlerde 0.3 katsayısının esas alınacağına ilişkin düzenlemenin değiştirilerek alan içi 0.15, alan dışı 0.13 katsayı farkına dönüştürülmesine ilişkin dava konusu kararın hukuken geçerli bir sebebe dayanmadığı sonucuna ulaşıldığı belirtildi.

Danıştay 8. Dairesi, YÖK'ün 17 Aralık 2009 tarihli yeni kararının, iki, üç ve dördüncü maddelerinin yürütmesini oy birliğiyle durdurdu.

Dairenin gerekçesinde, dava konusu kararın ikinci maddesinde,''Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) puanları ile yerleştirme yapılan programlar ve Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS) puanları esas alınarak yerleştirme yapılan programlarda, ilgili Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanı (AOBP), adayın kendi alanında bir programı tercih etmesi halinde 0,15; alanı dışında bir programı tercih etmesi halinde ise 0,13 ile çarpılır. Ortaya çıkan sayının sınav sonucuna eklenmesi suretiyle bu aşamadaki yerleştirmeye esas olacak puan belirlenir'' hükmünün yer aldığı hatırlatıldı.

Kararın, üçüncü maddesinde, ''Adaylardan öğretmen lisesi ve meslek lisesi mezunu olanların, sınavsız kayıt hakkı olanlar dışında, kendi alanlarındaki programları tercih etmeleri halinde ilgili ağırlıklı ortaöğretim başarı puanlarının 0,05 ile çarpımı sonucunda bulunan puan 2. maddeye göre hesaplanan toplam puana ayrıca eklenir'', dördüncü maddesinde ise ''Meslek Yüksek Okullarının sınavsız geçişten boş kalan kontenjanlarına açık öğretim programlarına ve meslek liselerinin devamı niteliğindeki lisans programlarına YGS puanları esas alınarak yerleştirme yapılır'' kuralının getirildiği belirtildi.

Gerekçede, şöyle denildi:

''Katsayı farkının belirlenmesinde davalı Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının iddia ettiği gibi bireylerin devlete karşı korunması değil, devletin bireylere tanıdığı ve yararlandırdığı hakların tam ve gereğince kullanılmasının sağlanması amaçlanmalıdır. Yani bireylerin haklarının birbirlerine karşı korunması, sahip olunan hakların özüne ve ruhuna uygun kullanımının sağlanmasıdır. Maddi olayda ölçülülük ilkesinin hareket noktası da öğrencilerin mesleki eğitim, genel lise eğitimi ve genel liseler içinde alan, bölüm seçerek oluşturdukları birikimin adil bir değerlendirmeye tabi tutulmasını sağlamaktır. Bu ayrımların kaldırılması sonucunu doğuran bir düzenlemenin eğitim sisteminin örgütleniş biçimindeki bütünlüğü bozacağı ve yargı kararlarına aykırı olacağı açıktır.''

-YÖK'ÜN SAVUNMASI-

Davalı Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının savunmasına da yer verilen gerekçede, YÖK'ün yargı kararları nedeniyle oluştuğunu ileri sürdüğü hukuki boşluğu gidermek için belirlediği farklı katsayı oranına ilişkin açıklama yaparken ''yönlendirme amacıyla getirilen sınırlamanın bireyin yükseköğrenim hakkını ortadan kaldırmaması, istediği takdirde makul seviyede bir gayretle bu sınırlamayı aşabilmesine imkan verilmesi gerektiği, aksine bir yaklaşımın bireyi katlanamayacağı bir sorumluluk altına sokarak Anayasanın beşinci maddesine aykırılık teşkil edeceği, yasal kuralların ilgililerin farklı bir alanı tercih etmelerinin engellenmesi sonucunu doğuracak düzenlemeleri içermediği gibi meslek lisesi mezunlarına kendi alanlarından farklı bir alanda yükseköğrenim görmek istemeleri halinde de farklı katsayı uygulanacağına ilişkin bir düzenleme yer almadığı, farklı katsayı uygulamasının meslek liselerini olumsuz etkileyeceği, sınav sürecinin başladığı, kılavuzların hazırlandığı bu aşamada oluşacak değişikliklerin öğrencilerin başvurularında belirsizlik yaratacağı''nın ileri sürüldüğü belirtildi.

YÖK'ün bu savunmasının, farklı katsayı uygulamasını kaldıran düzenlemeye yönelik olarak açılan davalarda verilen savunmalarını tekrar eder nitelikte olduğu ifade edilen gerekçede, ''Bu şekilde katsayı farkının olmaması ya da olacaksa da aşılabilir bir niteliğinin bulunmasına yönelik olan bir amacın, mevzuatta öngörülen ve dairemizce ve İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen kararlarda da vurgulanan temel ilke ve yaklaşıma uygun olmadığı açıktır. Ayrıca uygulanacak katsayı sınavlar sonucunda yerleştirmeye esas puanın hesaplanmasında dikkate alınacağından sınavlara başvurma ve sınavları engelleyici bir husus değildir'' denildi.

Gerekçede, ''1998 yılından itibaren uygulanan ve hukuka uygunluğu yargısal kararlarla istikrar kazanmış farklı katsayı uygulaması ile dava konusu karar alınıncaya kadar uygulanmakta olan alan içi tercihlerde 0.8, alan dışı tercihlerde 0.3 katsayısının esas alınacağına ilişkin düzenlemenin değiştirilerek alan içi 0.15, alan dışı 0.13 katsayı farkına dönüştürülmesine ilişkin dava konusu kararın hukuken geçerli bir sebebe dayanmadığı'' vurgulandı.

Kararın ayrıca yargı kararlarının gereklerine aykırı olduğu ve yargı kararlarını geçersiz kıldığı sonucuna ulaşıldığı belirtilen gerekçede, ''Bu durumda, dava konusu düzenlemenin ikinci maddesinde hukuka uyarlık bulunmamıştır. Düzenlemenin üçüncü maddesi ve kararın dördüncü maddesindeki puanlama sistemi ikinci maddeye dayandırılmış olduğundan, hukuki geçerliliğinden söz etmeye olanak yoktur. Dava konusu kararın iki, üç ve dördüncü maddelerinin uygulanması halinde telafisi güç ve imkansız zararlar oluşacağı da açıktır'' denildi.

''UYGULANMAKTA OLAN VE ZAMAN İÇİNDE BİRTAKIM SONUÇLAR DOĞURARAK İSTİKRAR KAZANAN BİR DÜZENLEMENİN DEĞİŞTİRİLMESİ YA DA KALDIRILMASI İÇİN HUKUK DÜZENİNDE VEYA MADDİ OLAYDA BİR DEĞİŞİKLİK OLMASI GEREKİR''

Danıştay 8. Dairesinin, YÖK'ün farklı katsayı uygulaması öngören kararının yürütmesinin durdurulmasına ilişkin gerekçesinde, uygulanmakta olan ve zaman içinde birtakım sonuçlar doğurarak istikrar kazanan bir düzenlemenin değiştirilmesi ya da kaldırılması için hukuk düzeninde veya maddi olayda bir değişiklik olması gerektiği vurgulanarak, ''Yani önceki uygulamayı kaldıran ve yeni bir uygulama getiren düzenlemenin hukuken geçerli sebeplere dayanması gereği tartışmasızdır'' denildi.

Dairenin gerekçesinde, davacı İstanbul Barosunun dava açma ehliyeti olup olmadığı konusu irdelendi. Çeşitli baro başkanlıklarının Danıştayda açtığı davalardan örnekler verilen gerekçede, Avukatlık Yasası'nda yapılan değişiklikten sonra açılan davalarda, dava açma ehliyetinin bulunup bulunmadığı saptanırken iptal davasının genel amacının yanı sıra dava konusu idari işlemin niteliği, bu işlemin hukukun üstünlüğünü, hukuk devleti ilkesini etkileyip etkilemediği, genel kamu yararı, Anayasa ile koruma altına alınan eşitlik, kişinin dokunulmazlığı, özel hayatın gizliliği, kanunsuz suç ve ceza olamayacağı gibi temel insan haklarının ihlal edilip etmediğine ve yargı kararlarının uygulanmaması veya geçersiz kılınması gibi hukuk devleti ilkesini zedeleyen bir durumun söz konusu olup olmadığına bakılarak menfaat ilgisinin olaya özgü ancak daha geniş yorumlandığı vurgulandı.

Dava konusu karar ile yükseköğretime girişte bir sistem getirildiği ve bu düzenlemeyle ülkenin eğitim sisteminin bütününün etkilendiği ifade edilen gerekçede, ''Dava konusu kararın bu özelliği nedeniyle genel kamu yararı ile ilgili bulunduğu açıktır. Yargı kararlarının uygulanmadığı savıyla açılan bu davada, işlemin hukuki niteliği ile hukukun üstünlüğünü koruma görev ve yükümlülüğü bulunan davacı baro başkanlığının iddiaları birlikte dikkate alındığında davacının dava konusu kararla menfaat ilgisinin bulunduğunun kabulü zorunludur'' denildi.

İstanbul Barosu Başkanlığının Yükseköğretim Genel Kurulunun 21 Temmuz 2009 tarihli kararının iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle açtığı davada, davalı YÖK'ün ''İstanbul Barosunun dava açma ehliyetinin bulunmadığına ilişkin iddiası''nın da bu nedenlerle kabul edilmediği anımsatılan gerekçede, ''Davalı idarenin söz konusu kararına yönelik olarak verilen yürütmenin durdurulması kararı sonrası tesis ettiği dava konusu işleme karşı Baro tarafından dava açılabileceği de tartışmasızdır'' denildi.

Davacı baro başkanlığının YÖK'ün 21 Temmuz 2009 tarihli kararına karşı açtığı davada yürütmenin durdurulmasına karar verildiği anımsatılan kararda, YÖK'ün yeni kararının, Danıştay 8. Dairesi ve İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen kararlar nedeniyle oluştuğu ileri sürülen hukuki boşluğun giderilmesi amacıyla tesis edildiğinin belirtildiği ifade edildi.

-''SINIRSIZ VE MUTLAK BİR TAKDİR YETKİSİNDEN SÖZ EDİLEMEZ''-

Anayasa ve yasalara göre, idarelerin takdir yetkisine dayalı olarak tesis ettiği işlemlerin de idari yargı denetimine tabi olduğunu vurgulanan gerekçede, şunlar kaydedildi:

''Takdir yetkisinin kullanımı idareyi yargı denetiminden bağışık kılmaz, hukuk devletinde sınırsız ve mutlak bir takdir yetkisinden söz edilemez. Hukuk devleti olmanın gereği, idarelerin takdir yetkisine dayalı olarak tesis ettikleri bireysel ya da düzenleyici işlemlerin hukuken geçerli ve objektif bir sebebe dayanmasıdır. Takdir yetkisine dayalı işlemlerin, hukukun belirlediği sınırlar ve eşitlik kuralı gözetilerek kamu yararına ve hizmetin gereklerine uygun şekilde objektif, makul ve geçerli neden ve gerekçelere dayalı olarak tesis edilmesi gerekir.''

Yürütmenin durdurulması kararının, davanın esası hakkında verilen kararlar gibi yerine getirilmesinin zorunlu olduğu vurgulanan gerekçede, yürütmenin durdurulması kararının hukuki gereklerine uygun bir işlem tesis edilmesinin de Anayasal ve yasal zorunluluk olduğuna işaret edildi. Gerekçede, şu tespitler yapıldı:

''Yargı kararlarının uygulanması konusunda idarelere herhangi bir takdir yetkisi tanınmadığı açıktır. Yani idarelerin yargı kararlarının doğruluğunu tartışma ve buna göre uygulama yapma yetkisi bulunmamaktadır. Anayasa ve yasa hükümleri ile idare hukuku ilkesi gereği idareler iptal kararının amaç ve kapsamına göre yeni bir işlem yapmak ve iptal edilen işlemden doğan sonuçları ortadan kaldırmak ve önceki hukuki durumun geçerliliğini sağlamakla görevlidir. Bu nedenle idareler iptal kararlarının amaç ve kapsamı dışında bir işlem tesis edemez. İdarelerin bu amaç dışında başkaca bir tercih ve takdir hakkı yoktur.''

-''MİLLİ EĞİTİM TEMEL YASASI'NIN ASIL AMACI''-

Yükseköğretim Kurulunun, 30 Temmuz 1998 tarihli kararı ile 1999 yılından itibaren başlatılan uygulama ile tek aşamalı sınav ve sözel, sayısal ve eşit ağırlıklı ortaöğretim başarı puanlarının hesaplanmasında farklı katsayı uygulamasının başlatıldığı belirtilen gerekçede, ortaöğretim kurumlarından mezun olanların öğrenim gördükleri meslek ya da alanda yükseköğrenim görmelerinin Milli Eğitim Temel Yasası'nın asıl amacı olduğu vurgulandı.

Bu amaca uygun olarak öğrencilerin meslekleri ya da alanları dışında eğitim görmek istemeleri halinde üniversite puanlarının daha düşük bir katsayı, tersine durumda ise daha yüksek katsayı uygulanacağına ilişkin anılan kararın alındığı ve uygulamanın 1999 yılından itibaren başlatıldığı ve o tarihten bu yana uygulandığı anımsatıldı.

Yükseköğretim Kurulunun bu kararlarıyla ilgili uygulamalarına karşı daha önce birçok dava açıldığı ve verilen ret kararlarının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca da onandığı ifade edilen gerekçede, böylece, farklı katsayı uygulamasında hukukun temel ilkelerine, Anayasa ve ilgili yasalara aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı belirtildi.

Gerekçede, davalı idarenin farklı katsayı uygulamasını kaldıran 21 Temmuz 2009 tarihli kararına karşı açılan davalarda, ''farklı katsayı uygulaması konusunda yargı kararlarıyla istikrar kazanmış bir sistemin yerleşmiş olduğu ve bu kararlardan sonra mevzuatta bu kararın aksine yapılmış yasal bir düzenleme bulunmadığı, yargı kararlarında yapılan hukuki değerlendirmelerin bugün için de geçerliliğini sürdürdüğünün belirlendiği'' kaydedildi.

Dairenin gerekçesinde, İdari Dava Daireleri Kuruluna yapılan itiraz üzerine verilen kararda da ''idarenin farklı katsayı belirlemesine yönelik yapacağı düzenlemede belirleyeceği katsayının ölçülülük ilkesi dikkate alınarak eğitim sisteminin yönlendirme esası gereği örgütleniş biçimindeki bütünlüğü bozmaması, alan/bölüm, mesleki eğitim, genel lise eğitimi gibi ayrımları ve yargı kararlarını geçersiz kılacak nitelikte olmaması gerektiği''nin vurgulandığı anımsatıldı.

İdarenin yargı kararları üzerine farklı katsayı uygulaması konusunda bağlı yetki içinde bulunmasına karşın, bu katsayıların belirlenmesi noktasında takdir yetkisine sahip olduğu vurgulanan gerekçede, ''Ancak bu yetkinin kullanımı da mutlak ve sınırsız değildir. Bir başka anlatımla uygulanmakta olan ve zaman içinde birtakım sonuçlar doğurarak istikrar kazanan bir düzenlemenin değiştirilmesi ya da kaldırılması için hukuk düzeninde veya maddi olayda bir değişiklik olması gerekir. Yani önceki uygulamayı kaldıran ve yeni bir uygulama getiren düzenlemenin hukuken geçerli sebeplere dayanması gereği tartışmasızdır'' denildi.

''İDARENİN YASAL KURALLARI HAYATA GEÇİRME GÖREVİNİN BİR SONUCU OLARAK YÖNLENDİRMENİN TAM VE GEREĞİNCE SAĞLANMASINA YÖNELİK OLARAK YAPILAN SINAV SİSTEMİ DEĞİŞİKLİĞİNİN KATSAYI UYGULAMASININ GEREKLİLİĞİNİ ORTADAN KALDIRACAK BİR NİTELİĞİ BULUNMAMAKTADIR''

Danıştay 8. Dairesinin, YÖK'ün farklı katsayı uygulaması öngören 17 Aralık 2009 tarihli kararının yürütmesinin durdurulmasına ilişkin gerekçesinde, ''İdarenin yasal kuralları hayata geçirme görevinin bir sonucu olarak yönlendirmenin tam ve gereğince sağlanmasına yönelik olarak yapılan sınav sistemi değişikliğinin katsayı uygulamasının gerekliliğini ortadan kaldıracak bir niteliği bulunmamaktadır'' denildi.

Dairenin gerekçesinde, davalı idare YÖK'e, 0.8-0.3 olan katsayının 0.15-0.13 olarak değiştirilmesinin nedenlerinin ara karar ile sorulduğu belirtilen gerekçede, davalı idarenin bilimsel ve hukuken kabul edilebilir bir açıklama yapmamış olduğunun görüldüğü belirtildi.

Gerekçede, ''Davalı idarenin katsayı farkının 10 puana tekabül ettiği ve belirlenen katsayılara göre bulunacak sonuçların 0.8 - 0.3 katsayı uygulanan bir önceki sınav sonuçlarına göre bin kişi üzerinde bir fark oluşturacağı şeklindeki açıklamalarına da bilimsel ve kabul edilebilir bir dayanak sunmadığı görülmektedir. Yargı kararları ile 0.8 - 0.3 katsayı farkı kabul görmüş olmakla bu katsayının uygulandığı sınav sonuçlarına farklı katsayılar uygulayarak bir değerlendirme yapmanın ve bunu uygulamanın geçerli sebebi olarak sunmanın kabulünün mümkün olmadığı açıktır'' denildi.

Davalı YÖK tarafından, ''üniversiteye giriş sınavında 2010 yılı itibarıyla uygulanacak sistemde değişiklik yapılarak yeni bir sistem getirildiği ve öğrencilerin öğrenimlerine uygun programları seçmelerinin sağlandığı ve bu nedenle katsayı uygulamasının bir gerekliliği kalmadığının savunulduğu'' belirtilen gerekçede, şunlar kaydedildi:

''Mevcut yargı kararları nedeniyle davalı idare farklı katsayı uygulamasının geçerliliği hususunda bir değerlendirme yapma olanağına sahip değildir. Kaldı ki davalı idarenin de iddia ettiği gibi 29 Ocak 2009 günlü Yükseköğretim Genel Kurulu kararı ile sınav sisteminde meydana getirilen değişiklik ile sınav sorularında çeşitlilik yaratılarak eğitim müfredatının bir bütün olarak değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu uygulamanın, yasal düzenlemelerin amacını teşkil eden öğrencilerin ortaöğretimde seçtikleri ve yöneldikleri okul ve alana uygun bir yükseköğretime yönlendirilmesi ilkesinin zorunlu bir sonucu olduğu açıktır. İdarenin yasal kuralları hayata geçirme görevinin bir sonucu olarak yönlendirmenin tam ve gereğince sağlanmasına yönelik olarak yapılan sınav sistemi değişikliğinin katsayı uygulamasının gerekliliğini ortadan kaldıracak bir niteliği bulunmamaktadır. Aksine bu yönlendirmenin farklı katsayı uygulaması ile desteklenmesinin yasal kuralların amacı ve anlamına en doğru yaklaşım olduğu da yine yargı kararlarıyla belirlenmiştir.''

-ANAYASANIN EŞİTLİK İLKESİ-

Gerekçede, Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin laik, demokratik ve sosyal bir hukuk devleti olduğu hükmünün yer aldığı vurgulandı. Anayasa Mahkemesinin birçok kararında da belirtildiği gibi, Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devletinin, eylem ve işlemlerinin hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda eşitliği gözeten, adaletli bir hukuk düzeni kurup sürdürmekle kendisini yükümlü sayan, hukuk güvenliğini sağlayan, bütün etkinliklerinde hukuka ve Anayasa'ya uyan, işlem ve eylemleri bağımsız yargı denetimine bağlı olan devlet olduğu belirtildi.

Anayasa'nın 10. maddesine göre, herkesin, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşit olduğu, devletin bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlü bulunduğu, devlet organları ve idare makamlarının, bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorunda olduğuna işaret edildi.

Bu madde ile mutlak değil, hukuksal eşitliğin amaçlandığı, ''Yasa önünde eşitlik'' ilkesinin, yasalar karşısında herkesin eşit olmasını, ayırım yapılmamasını, kimseye ayrıcalık tanınmamasını gerektirdiği belirtilen gerekçede, ''Durumlarındaki farklılıklar kimi kişi ve toplulukların değişik kurallara bağlı tutulmasına neden olabilirse de farklılık ve özelliklere dayanan bu tür düzenlemeler eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmaz'' denildi.

Anayasanın 17. maddesinde, herkesin, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğunun belirtildiği, 5. maddesinde de kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmanın, devletin temel amaç ve görevleri arasında sayıldığı belirtildi. Gerekçede, devletin bu yükümlülüğünü eşitlik ilkesini gözeterek hiçbir ayırım yapmadan herkes için geçerli olacak biçimde yerine getirmesi gerektiğine işaret edildi.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun katsayı kararıyla ilgili gerekçesinde belirtilen ve katsayıyı belirleyen düzenlemelerde esas alınacağı vurgulanan ''ölçülülük'' ilkesinin, bir idare hukuku ilkesi olduğu kaydedildi. Gerekçede, kurul kararında ölçülü olmaktan ne anlaşılması gerektiği de ortaya konularak idari işlemden beklenen amaç ile kullanılan araç arasında adil bir denge olması gerektiğinin belirlendiği belirtildi.

Gerekçede, daha önce konuyla ilgili Danıştay tarafından verilen kararlarda ayrıntılı olarak yapılan açıklamaların tekrarlanmasına gerek görüldüğü belirtilerek, bu kararlarda, mesleki-teknik eğitim görenlere kendi alanlarına yönelik tercihlerde daha fazla katsayı uygulanmasının eşitliğe aykırı olmadığı gibi genel liselerde de yükseköğretime girişte farklı katsayı uygulanmasının eşitsizliğe neden olmayacağı bildirildi. Aksine bir yorumun mesleki-teknik öğretimi işlevsiz kılacağı, genel liselerin aleyhine bir durumun gerçekleşmesine neden olacağının belirlendiği ve bu değerlendirmelerin genel liseler içindeki farklı alanlara ilişkin katsayı belirlemesini de kapsadığına işaret edildiği anımsatıldı.

-KARARIN 6. MADDESİNİN YÜRÜTMESİNİN DURDURULMASINA RET-

Gerekçede, YÖK kararının, ''Türkiye genelinde ilk bin kişi arasına giren adayların yerleştirme puanı hesaplanırken alan içi katsayı oranının uygulanmasına'' ilişkin 6. maddesinin ise yürütmesinin durdurulması isteminin oy çokluğuyla reddedildiği belirtildi. 

Kararın 6. maddesi ile ''Yükseköğretim Geçiş Sınavı (YGS) ile Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS) sonucu oluşan her puan türünde, Türkiye genelinde ilk bin kişi arasına giren adayların yerleştirme puanı hesaplanırken, Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanında tercih edeceği bütün programlar için, alan içi katsayı değeri kullanılacağı'' kuralının getirildiği hatırlatıldı. Gerekçede, ''Her genel kuralın kendi içinde bir istisnayı içeriyor olmasının genel kurala aykırılık teşkil etmeyeceği, başarının ödüllendirilmesi amacına yönelik olduğu anlaşılan bu kuralın, yargı kararlarına aykırı bir yönü bulunmadığı gibi hukuka, hakkaniyete ve mevzuata uygun olduğu anlaşılmaktadır'' denildi.

-AZLIK OYU-

YÖK kararının 6. maddesinin yürütmesinin durdurulması isteminin reddi yönündeki çoğunluk görüşüne katılmayan üyelerin, azlık oyunda, bu maddede, öğrencilerin ortaöğretimdeki başarı durumlarının sınav sonucuna nasıl yansıtılacağının belirlendiği, okullarını birincilikle bitiren öğrenciler, belli sanat dallarında üstün başarılı olan öğrenciler, TÜBİTAK yarışmalarında ödül kazanan öğrenciler ve meslek liselerinde okuyan öğrenciler açısından farklı kuralların öngörüldüğü ifade edildi.

Böylece yasanın genel kuralı ile sınav sonuçlarının değerlendirilmesinde adayların ortaöğretimdeki başarılarının dikkate alındığı, sınav sonucu belli bir başarı düzeyi gösterenlere yönelik herhangi bir kural ve istisna öngörülmediği kaydedilen azlık oyunda, şu görüşlere yer verildi:

''Bu nedenle, başarının tüm öğrenim süresi değerlendirilerek belirlenmesi gerekirken bir sınavda gösterilen performansın başarı olarak kabul edilip ödüllendirilmesine yönelik düzenlemenin yasal bir dayanağı bulunmamaktadır. Dava konusu kararın her puan türünde ilk bine giren öğrenciler için katsayı uygulamasını kaldırıyor olması nedeniyle bu kural bakımından yargı kararlarının gereğinin yerine getirilmediği ve geçersiz kılınmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Davalı idare 21 Temmuz 2009 tarihli kararında başarılı öğrenciler açısından herhangi bir düzenlemeye gitmemişken bu kararın yürütülmesinin durdurulması sonrasında alınan dava konusu kararda bu türden bir düzenleme yapma amacının da yine yargı kararlarını etkisiz kılmaya yönelik olduğu açıktır. Bu açıklamalar karşısında dava konusu düzenlemenin 6. maddesinin de yürütülmesinin durdurulması gerektiği görüşü ile çoğunluk kararına katılmıyoruz.''

SINAVLAR ERTELENEBİLİR, ÜNİVERSİTELER GEÇ AÇILABİLİR

Kararın, sınav takvimi ve üniversitelerin açılma tarihlerini de etkileyeceği belirtiliyor. ÖSYM kaynaklarına göre sınav takviminin değişmesinin söz konusu olabileceğini belirtiyor.

Yasa değişmiyorsa katsayı farkı azaltılsın
TÖDER Başkanı Enver Yücel, katsayı sorununun kısa ve uzun vadeli planlarla çözülebileceğini söyledi. YÖK Kanunu'nun 45. maddesinin değişmesi gerektiğini anlatan Yücel, 'Bu istenmiyorsa katsayı farkı binde bir hatta milyonda bire indirilir' dedi
TÖDER Başkanı, Uğur Dershaneleri ve Bahçeşehir Üniversitesi kurucusu Enver Yücel katsayı sorununa ilişkin sorularımızı yanıtladı. Yücel, sorunun çözümüne yönelik önerilerde bulundu. 
- Öğrencilerin okudukları lise türüne göre üniversitede alan sınırlaması fen liseleri öğrencisi için de sorun teşkil ediyor mu?
Bırakın meslek liselerini, genel liselerdeki öğrenciler de üniversite sınavlarında alanlarına göre bölüm seçmek zorunda. Yani fen zekasına sahip bir öğrencinin hukukçu, matematik zekasına sahip öğrencinin sosyoloji ve iletişim okuması istenmiyor. Bu yanlışın düzeltilmesi şart. Oysa hukukçular hukuk eğitiminin ezber değil farklı bir düşünme yeteneği gerektirdiğini söyler. 
- Burada yanlış olan ne?
Öğrenciler üniversite seçiyor. Ama mesleki ve teknik lise mezunları mühendisliğe giremiyor. Soruyorum. Motor meslek lisesini bitiren öğrenci mekatronik, makine, otomotiv mühendisliğine, bilgisayar meslek lisesi mezunları, bilgisayar, yazılım mühendisliğine, elektrik mezunları elektrik - elektronik mühendisliğine giremiyor. Acaba bu öğrenciler normal lise öğrencilerine göre daha az mı başarılı. Çünkü meslek liselerine öğrenciler sınavla veya başarı kriteriyle giriyor. Bu okulları kazanamayan öğrenci, genel liseye giriyor. Genel liseleri MEB 'Bilimsel eğitim yapan liseler' olarak tanımlar. Bunun adı üniversiteye iyi öğrenci seçmek değil olsa olsa saçmalık olur. Düşünün, iletişim meslek lisesinde okuyan öğrenci gazetecilik, halkla ilişkiler, radyo-televizyon bölümüne giremiyor. Genel lise öğrencisi giriyor. Bir üniversite düşünün, mesela Boğaziçi Üniversitesi olsun. Boğaziçi Üniversitesi, Yüksekova Lisesi'nden mi öğrenci almak ister yoksa İstanbul Maçka Teknik Lisesi'nden mi? Herhalde ikincisini ister. Başka açıdan bakalım. Ülkemizin gözbebeği en zeki çocuklarımız Boğaziçi Üniversitesi'ne gidiyor ve mühendis oluyor. Daha sonra bu öğrencilerin % 75'i mühendislik yerine başka işler yapıyor. Oysa meslek liselilere diyoruz ki; 'Sizi mesleki eğitimden geçirdik bu alan dışına çıkmamanız için size engeller koyuyoruz.' Peki neden aynı engeli Boğaziçi Üniversitesi'nde eğittiğimiz, çok büyük emekler verdiğimiz öğrencilere söyleyemiyoruz? Lisede doğal da üniversitede değil mi?
SORUNUN ÇÖZÜMÜ ÇOK BASİT
- Katsayı sorunu nasıl çözülmeli?
Birincisi; bugünkü yasalar çerçevesinde sorunun çözümü çok basit, 2547 sayılı YÖK Kanunu'nun 45. maddesi değişmeli. İkincisi, yasa değiştirilmek istenmiyorsa ve de yasa mutlaka 'alan içi' 'alan dışı' katsayı farkı istiyorsa o zaman bir hülle yapılır. Bu da açıkça söylenir. Katsayı farkı binde bir hatta milyonda bire indirilir. Kısa vadeli çözüm budur. Ancak sorunun uzun vade çözümü daha bilimsel ve daha toplum yararına yapılmalı. Temmuzda yapılan değişiklik sonrasında meslek liselerine ilgi yoğunlaştı. Birçok öğrenci katsayı farkı kaldırıldı diye meslek liselerine kayıt yaptırdı. Şimdi bu öğrencilerin zarar görmemesi gerekiyor. Uzun vadede üniversiteye girişte her çocuğun eşit fırsatlara sahip olmasını sağlamak gerek. Saçma sapan katsayı farkı koymanın anlamı yok. Daha da ileri gidelim, sınav sistemini değiştirelim. Sınavda öğrenciler hangi okuldan gelirse gelsinler 'neyi ne kadar bildiğini' ölçer hale getirmemiz gerek. Bu hem öğrencinin kendisini tanımasını hem de üniversitelerin aldıkları öğrencileri tanımasını sağlayacaktır. Kesinlikle rehberlik ve yönlendirmeye gereken önemi vermemiz lazım. Bu çok önemli, eğer biz çocuklarımızı doğru tanımlamaz ve velisini doğru yönlendiremezsek bu sorunları çözmemiz zor olacaktır.
Üniversitelerin daha doğru öğrenci seçebilmesi için OBP ve AOBP uygulamasını kaldırmalıyız. Üniversite sınavlarını öğrencileri okulda tutma aracı olarak kullanmak yanlış. Öğrenciler okulda kalsın diye not rüşveti vermek sizce sağlıklı mı? Bu ciddi bir adaletsizliktir. Okullar arasında ciddi eşitsizlikler doğurmaktadır. Homojen okullar lehine ciddi bir eşitsizlik doğurmakta. Merkezi otorite daha doğru öğrenci seçimi için bu işlemi yavaş yavaş üniversitelere bırakmalı.
Sorun, taraf ve öteki yaratılmadan çözülmeli
- Sorunun çözümüne  TÖDER olarak siz nasıl katkı veriyorsunuz?
TÖDER olarak mesleki eğitimin katsayı sorunundan ibaret olmayacağını biliyoruz. Bahçeşehir Üniversitesi'nin üç yıl önce kurduğu METGEM - Mesleki Teknik Eğitimi Geliştirme Merkezi öncülüğünde bu konuda politikalar üretiyoruz. Dünyayı araştırıyoruz, raporlar hazırlıyoruz.  
- Katsayı konusunda hemen her kesimden açıklama yapılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Maalesef ülkemizin bir hastalığı bu, bilgiye değer verilmiyor. Meselelere sadece politik bakılıyor. Taraflar sorunlar konusunda kendi anlayışına göre konuşuyor. Bu da işi 'sen ben haklı' noktasına çekiyor. Eğitim açısından bu durum bizi üzüyor. Mesela üniversite giriş sisteminin bu kadar tartışıldığı başka ülke yoktur.  
- Eğitim sisteminde yapılan değişiklikler yeterince tartışılıyor mu?
Tabii ülkemizde seçimle gelen bir siyasi irade var. Ama ne olursa olsun 'Ben Milli Eğitim Bakanı oldum, ben böyle olsun istiyorum' diyemez. Hiçbir siyasetçi bu hakka sahip değil. Uzun çalışma ve tartışmalarla bunu yapmalısınız.
- Danıştay'ın kararından sonra toplumdaki herkes 'Bu sorun çözülmeli' dedi. Ancak bir gün sonra gösterilerde siyasi mesajlar ön plana çıktı. Sizce bu gösteriler sorunun çözümüne katkı sağlar mı?
Tepkileri anlayamıyorum. Bu tepkiler ve gösteriler sorunun çözümünü zorlaştırıyor. Öğrenciler ve mensubu bulundukları okullar bundan kaçınmalıdır. Özverili ve sağduyulu davranmak gerek. Kesinlikle taraf ve öteki yaratılmadan bu sorun çözülmeli. Sınavlara hazırlanan öğrencilerin motivasyonları açısından sağduyulu davranmak en doğru tepki olacaktır.
AKŞAM
Katsayı kararı meslek liselerini geriletti
TÖDER Başkanı Enver Yücel, katsayı tartışmalarını değerlendirdi. Yücel mesleki eğitimin gerilemesinde katsayının büyük etkisi olduğunu belirterek, 'Bu sorun sadece onların değil tüm liselerin sorunu' dedi
Tüm Özel Eğitim Kurumları Derneği (TÖDER) Başkanı, Uğur Dershaneleri ve Bahçeşehir Üniversitesi'nin kurucusu Enver Yücel, katsayı tartışmaları ile ilgili görüşlerini AKŞAM'a anlattı. 'Bu kararı alanlar hangi bilimsel verilere, bilimsel araştırmalara dayanarak ve hangi çalıştayları yaptılar' diye soran Yücel, meslek liselerindeki gerilemenin nedeninin ise katsayı uygulaması olduğunu söyledi.
l Katsayı sadece meslek liselerini mi kapsıyor?
Ülkemizde üniversiteye girişin tarihi oldukça eski ama merkezi sınav ve yerleştirme 1974'te başlıyor. 1999 yılına kadar üniversiteye girişte okul ayrımı ve katsayı yok. 1999'da halen tartışılan bir kararla zamanın YÖK Yürütme Kurulu meslek liseleri için üniversiteye girişte diğer liselerden farklı bir yerleştirme puanı hesaplanması gerektiğine karar veriyor.  Aslında katsayı sadece meslek liselerinin değil fen liselerinin hatta tüm liselerin sorunu, çünkü öğrenciler lisede seçtiği alanlara göre üniversiteye yönlendiriliyor. Okullarda seçilen alanlara da bazı kısıtlamalar getiriliyor. Örneğin fen liselerinde okuyan bir öğrenci hukuk okuyamıyor. Çünkü fen liseleri sayısal olarak kabul ediliyor ve öğrencileri de sayısalcı, oysa hukuk 'Türkçe matematik' bölümü. İlginç olan bu kararı ortaya çıkaran gerekçenin çoktan unutulmuş olması, bu karar mesleki eğitimi geliştirmek amacıyla alınmıştı. Oysa mesleki eğitimin durumu içler acısı.
l Katsayı sorunu nereden çıktı?
1999 yılına kadar ülkemizde meslek liseleri ile genel liseler arasında herhangi bir fark yoktu. 1999 yılında YÖK kararıyla ve amacı mesleki ve teknik eğitimi geliştirmek olarak açıklanan bir değişiklikle meslek liseleri ile genel liseler arasında üniversite girişte farklı katsayı uygulanmasına karar verildi. O günden bugüne kadar bu karar çerçevesinde mesleki eğitim gelişti mi geriledi mi? Bu  sorunun yanıtı verilmeli.
Bu sorunun yanıtı, o günden bugüne meslek liseleri geriledi. Bunda en etkili değişkenin meslek liselerinin önündeki katsayı uygulaması olduğunu düşünüyorum. Şu gerçeği görmezlikten gelemeyiz. Öğrenciler meslek liselerine nasıl ve niçin gidiyor? Katsayı yüzünden meslek liselerine ilgi neden azaldı? Ülkemiz ekonomik sorunları olan, gelişmekte ve kıt kaynakları olan bir ülke, meslek liselerine giden öğrenciler kendi istekleriyle değil büyük oranda velilerin yönlendirmesiyle bu okullara yöneliyor. Anne baba çocuğunun bir meslek sahibi olmasını ve hayata atılmasını, iyi okursa oradan da üniversiteye gitmesini istiyor. Meslek lisesi öğrencisinin üniversiteye gitmesinin önü kapatılırsa sanki bir hakkı elinden alınmış gibi düşünerek çocuğunu meslek lisesine vermiyor.
l İmam hatip liseleri bu sorunun neresinde?
Burada meslek liseleri ile imam hatip liselerini ayrı tutmak gerek. İmam hatip lisesine giden veya çocuğunu gönderenlerin yüzde 90'ı İslami değerleri öğrenmesi ve iyi bir lise mezunu olmasını isteyerek kayıt yaptırıyor. Veli imam hatip liselerinde çocuklarının hem dini değerlerine göre eğitim görmesini hem de üniversiteyi kazanmasını istiyor. Sözün özü; imam hatipler meslek lisesi değildir. İmam hatiplilerle anket yapılsa kaçı imam olmak ister. Ankete de gerek yok. Kız öğrenciler herhalde imam olamayacak. 1999'da alınan kararın mesleki eğitimi geliştirme ve üniversite girişte adaleti sağlama anlayışıyla değil daha az sayıdaki imam hatiplinin üniversiteye girmesine imkan tanımaya yönelik olduğunu düşünebiliriz.
Katsayı konusunun üç önemli boyutu var; İdeolojik, hukuki,  teknik ve eğitim bilimi. Meseleye her zaman olduğu gibi eğitimi bilimi açısından bakmak istiyorum.  Öncelikle ülkemizin kendi koşulları, yerel koşulları önemlidir. Ancak evrensel doğrular ve gerçekleri göz ardı etmemiz mümkün değil. Şunu bilmeliyiz; dünyada üniversiteye girişte hangi teknikler uygulanıyor. Öğrenciler üniversiteye nasıl gider? Dünyanın diğer ülkeleri üniversitelerine öğrenci yerleştirirken hangi kriterleri kullandıklarını göz ardı edemeyiz. Yani üniversitelerimizi dünyadan soyutlayamayız.
TİCARET LİSESİ MEZUNU HARVARD'A GİDEBİLİR
l Dünyada meslek liselilerin üniversiteye girişi nasıl oluyor?
Mesleki ve teknik eğitim veren okulların mezunları dünyanın diğer ülkelerinde üniversiteye gidemiyor mu veya herhangi bir engelle karşılaşıyorlar mı? Türkiye'de ticaret lisesi mezunu bir öğrenci Harvard Üniversitesi Ekonomi Bölümü'ne başvursa almazlar mı ve onun giriş kriterleri diğer öğrencilere göre farklı olur mu? Hayır, kesinlikle olmaz. Harvard Üniversitesi'nin giriş koşullarında böyle bir şey yoktur. Veya ülkemizde motor meslek lisesinden mezun olan öğrenci Stanford Üniversitesi'ne başvursa ve giriş koşullarını sağlasa meslek lisesi öğrencisi olduğu için almazlar mı? Alırlar, asla zorluk çıkarmazlar.
l Sorun sizce ne?
Ülkemizde arz talep deyin, yetersiz kontenjan deyin, öğrenciler bir sınava giriyor. Bu bir sıralama sınavı ve sadece bizde uygulanmıyor. Sorun sınav değil; dünyanın birçok yerinde bu var. Dünyanın belki de başka hiçbir ülkesinde merkezi yerleştirme yapılmıyor. Üniversiteler kendi öğrencilerini seçme hakkını kullansalar, kriterleri belirleseler sorunu daha kolay çözebiliriz. Üniversitelerimizi geliştirmek istiyorsak rekabet etmelerini sağlamalıyız. Bunun başlangıcı da öğrencilerini seçme hakkı vermektir.
Tartışma 10 yıldır 'kat'lanarak sürüyor
YÖK'ün Prof. Dr. Kemal Gürüz'ün başkanlığında aldığı karar, uygulanmaya başladığı  günden bu yana Türkiye gündemini meşgul etti. Tartışmanın temelinde ise imam hatipler yer alıyor. 28 Şubat sürecinde imam hatiplerin önünü kesmek için konulan katsayı tüm meslek liselileri etkileyince tartışma çıktı. YÖK temmuz ayında aldığı bir kararla 'katsayı' uygulamasına son verdi. Ancak YÖK kendi aldığı kararı uygulamaya koyamadı. Danıştay 8'inci Dairesi yürütmeyi durdurma kararı aldı. YÖK ise ilk adım olarak katsayıları yeniden koymayı ancak bindelik bölümleri üzerinde değişiklik yapmayı planladı.  Eğitimcilerin bir bölümü sorun üzerinde hemfikir. Eğitim-Sen eğitimdeki tek sorunun katsayı imiş gibi sunulduğunu vurgulayarak 'AKP'nin seçmenlerine vermiş olduğu politik bir söz nedeniyle katsayının arkasına gizlenerek verilmiş bir karar' açıklaması yaptı.Z. Kıvanç EL / ANKARA
TÜRK EĞİTİM-SEN: HUKUKA DARBE
EĞİtİmcİlerİn en büyük sendikası Türk Eğitim-Sen, Danıştay'ın katsayı kararını meslek liselerine vurulan bir darbe olarak görüyor. Meslek lisesi mezunlarının mağdur edildiğini savunan Sendika, 'Katsayıyı imam hatip liselerine getirip dayamak yanlış. Meslek lisesi mezunlarının mağduriyeti unutulmakta. Elektrik bölümünden mezun olmuş bir öğrenci 'Elektrik Mühendisliği'ne giremiyor ise büyük bir eşitsizlik söz konusu. Danıştay'ın bu hususu atlaması hukuka vurulmuş bir darbedir' açıklamasıyla tartışmaya katıldı.
EĞİTİM BİR-SEN: KåBUS GİBİ
Memur-Sen'e bağlı Eğitim Bir-Sen de kararı ideolojik olarak değerlendirerek, 'Katsayı  ve sınav sistemini değiştirme kararı YÖK'tedir. Ortaöğretim gençliğinin büyük bölümünün yüksek öğretim görme hayallerine kabus gibi çöken 28 Şubat ara rejiminin katsayı adaletsizliği bir an önce son bulmalıdır' açıklamasıyla Danıştay'ı eleştirdi.
Amaçları oy devşirmek
TBMM Milli Eğitim Komisyonu üyesi CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce,  'AKP mutfağında çalışmış bir kişinin YÖK Başkanı olması ve YÖK üyelerinin ideolojik bir şekilde belirlenmesinden sonra alınan kararın ideolojik olmadığını kimse iddia edemez. Eşitsiz bir sistem daha da eşitsiz hale getirilmiştir. YÖK'ün niyeti mesleki eğitimin sorunlarını çözmek değil, imam-hatipler üzerinden oy devşirmek.
Hürriyet Yazarı Yılmaz Özdil
İmam hatipli risk almıyor '... VİCDAN adaletli olmalı.
Düz liseye giden çocuk, risk alıyor. Moda deyimle, 'risk grubunda'dır... Üniversiteyi kazandı kazandı... Kazanamadı, mesleksiz kalıyor, ayazda... Dolayısıyla bu aldığı riskin bir ödülü olmalı: Katsayı avantajı. Meslek lisesini tercih eden çocuk, düz liseye gidenin aldığı riski almıyor. Üniversiteyi kazandı kazandı... Kazanamadı, altın bileziği, mesleği var.
... İmam hatibi tercih eden çocuk ise... Hem
düz liseye gidenin göze aldığı riski almıyor hem de, meslek lisesine gidenlere göre avantajlı. Çünkü, üniversiteyi kazandı kazandı... Kazanamadı, imam olarak, işi garanti, devlet güvencesiyle başlıyor.
MİLLİ Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu
Hukuka uygun değil
'Bu konu, ortaöğretimi, ortaöğretimden üniversiteye geçiş sistemi her şeyi doğrudan ilgilendiriyor. Kararın tek bir boyutta, oransal olarak çok düşük olmasına rağmen imam hatipler baz alınarak verildiğini düşünüyorum. Gerekli olursa bakanlık olarak, YÖK ile Türkiye'nin geleceği olarak gördüğü bu meselenin çözümü için üzerimize ne düşerse o yönde çaba sarf edeceğiz. Açık söylüyorum Danıştay, eğer 'YÖK bu kararı alamaz' diyorsa, YÖK, 1997 yılındaki kararı da alamazdı o zaman. Onu alabildiğine göre bunu da alabilir.''
Mustafa Birden
İDEOLOJİK DEMEYE KİMSENİN HAKKI YOK
Danıştay Başkanı Mustafa Birden katsayı tartışmalarına, yaptığı yazılı bir açıklamayla sert tepki gösterdi. Birden. açıklamasında 'Karar ideolojiktir' diyen Başbakan Erdoğan'a da cevap verdi.
Açıklamada 'Danıştay'da görülmekte olan sözü edilen dava hakkında eleştiri sınırlarını aşan, daire kararını ideolojik olarak niteleyen açıklamalarını bir talihsizlik olarak görüyoruz.' denildi.
Gül'den sükunet uyarısı
CUMHURBAŞKANI Abdullah Gül, YÖK Başkanı ile görüştüğünü açıkladı ve katsayı kararına ilişkin 'Sükunetle takip etmek gerekir. Bir kargaşaya mahal verilmemeli ' dedi. Gül, sıkıntıların sınava giren öğrencilere yansımadan uygun bir şekilde halledilmesi gerektiğine inandığını da kaydetti.
Meslek liseleri insan haklarına uygun mu?
AKŞAM'ın özel haberine göre askeri liselerde okuyanların büyük çoğunluğu harp okullarına yani askerlik mesleğine devam etmiyormuş. Öte yandan, sivil lise çıkışlılardan harp okullarına büyük talep varmış ve artık harp okullarına gelenlerin çoğunluğu sivil liseler kaynaklı imiş.
Bu vesileyle Türkiye'de meslek liselerini tartışmaya açmayı öneriyorum.
Sorunun özü şu:
Öğrenciler meslek liselerine 14-15 yaşlarında giriyor. Yani henüz reşit olmadan. Kendi özerk iradesi oluşmadan. Kendi seçimini bağımsız şekilde yapacak duruma gelmeden. Sonuçta genellikle aile veya çevrenin etkisi hatta baskısı belirleyici oluyor.
Daha da vahimi, belli bir meslek lisesine giden öğrencinin reşit olduktan sonra serbest iradesi ile kendisine daha uygun gördüğü başka bir mesleğe kanalize olabilmesi imkansız değilse de çok güçleşiyor. Çünkü genel lise eğitiminde verilen özellikle matematik ve fen bilimlerine ilişkin temel formasyon doğası gereği meslek liselerinde verilemeyebiliyor. Bu temel formasyon eksikliğini sonradan telafi etmek çok güç.
Ayrıca daha o yaşta belli bir mesleğe yönlendirilmiş olma psikolojisi de belki başka bir mesleğe karşı daha fazla kabiliyeti olan çocuğun daha en başta maça 3-0 mağlup başlaması anlamına geliyor. Aile ve çevre baskısı da sonradan meslek değiştirme önündeki başka bir engel.
Daha 14 yaşındayken subay yapılmak üzere Bursa Işıklar Askeri Lisesi'ne giren ve sonrasında binbir güçlükle kendi yapısına daha uygun bir meslek olan hukukçu-akademisyenliğe geçme şansı bulan biri olarak 'tecrübe konuşuyor' diyebilirim...
YÖK'ün meslek liseleri için katsayı eşitsizliğini kaldırması da bu formasyon eksikliği ve psikolojik bariyer olgusunu değiştiremiyor.
Yanlış anlaşılmasın. Meslek liselerinde verilen eğitim genellikle gayet iyi. Ama sorun burada değil. Sorun bir kimsenin reşit olmadan, kendi kararını kendisi verebilecek yaşa gelmeden kendisine belli bir mesleğin empoze edilmesinin insan hakları ile bağdaşmaması.
İnsanın yaşam boyu etkisi altında kalacağı mesleğini kendi özgür iradesi ile seçebilmesi ve alacağı eğitimi de buna göre belirleyebilmesi en doğal hakkı. Bu temel hakkın elinden alınması bence insan haklarına aykırı.
Bunun için her çocuk 18 yaşına yani liseyi bitirene kadar genel bir ilk ve ortaöğretim formasyonu almalı. Bu düzeye kadar sosyal ve fen bilimleri alanında her tür yüksek öğrenime hazırlık için yeterli düzeyde temel bilgiler verilmeli. Daha lise 1'den sonra belli kollara yönlendirmek de doğru değil.
Sonuçta liseyi bitiren ve reşit hale de gelmiş bir gence kendisinin her türlü mesleğe yönlenmesini sağlayabilecek bir temel lise formasyonu verilmesi anayasal fırsat eşitliğinin de gereği.
Bazı meslekleri lise sonrasında öğrenmenin çok geç olacağına da inanmıyorum. Batı'da artık meslek lisesi diye bir şey kalmadı. Tüm meslekler ve ara eleman yetiştiren meslek yüksek okulları genel lise eğitimi almış olanlardan eleman yetiştiriyor. Yani liseden sonra da her meslek bal gibi öğreniliyor!
Çocuğun meslek lisesine gönderilmesi insan hakları ile bağdaşmaz. Hatta bir tür 'light kölelik'! Anne-babanın çocuğuna kendi dini ve ahlaki inancını öğretme hakkı vardır. Ancak çocuğa ömür boyu taşıyacağı bir mesleği empoze etme hakkı yoktur.
İmam-hatipler'e ilişkin sorun ise zaten aslında 'din öğrenimi' sorunu. Anayasa m.24 açıkça ebeveynlere 'çocuklarına dinsel eğitim aldırma hakkı' tanıyor. Ailenin çocuğuna dinini öğretme hakkına Anayasa belli bir asgari yaş sınırlaması da öngörmemiş. Bu konudaki asgari yaş sınırlamasını kaldıracak bir yasal düzenleme bence Anayasa'ya aykırı olmaz. Bu din eğitimi sorunu makul şekilde çözülürse zaten imam-hatiplere de ihtiyaç kalmaz.
'Gençlerin işgücü piyasasına geçişi' araştırması
Türkiye'de, 15-34 yaş grubunda olup, en az ilkokul mezunu olan ve eğitimine devam etmeyen 15 milyon 943 bin kişinin yüzde 68,1'inin eğitimini tamamladıktan sonra 3 aydan uzun süreli bir işte çalıştığı bildirildi.
Ankara- Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) ''Gençlerin İşgücü Piyasasına Geçişi Araştırma Sonuçları, 2009''a göre, 2009 yılı II. dönemi (nisan, mayıs ve haziran) itibariyle Türkiye'de kurumsal olmayan nüfus 70 milyon 435 bin kişi, bunun yüzde 33,5'ini (23 milyon 627 bin kişi) 15-34 yaş grubu oluşturuyor. Söz konusu dönemde, 15-34 yaş grubundaki nüfusun yüzde 23'ünü (5 milyon 428 bin kişi) eğitimine devam edenler oluştururken, araştırma kapsamında, çalışma durumu ile ilgili soruların hedef kitlesi olan, en az ilkokul mezunu olup, eğitimine devam etmeyenlerin oranı yüzde 67,5. (15 milyon 943 bin kişi)
15-34 yaş grubunda olup, en az ilkokul mezunu olan ve eğitimine devam etmeyen 15 milyon 943 bin kişinin yüzde 68,1'i eğitimini tamamladıktan sonra 3 aydan uzun süreli bir işte çalıştığı (10 milyon 860 bin kişi) ifade edilen açıklamada, bu kişilerin yüzde 64,5'inin erkek, yüzde 54,4'ünün lise altı eğitim seviyesinde, yüzde 28,2'inin lise ve dengi mezunu, yüzde 16,9'unun ise yükseköğretim mezunu olduğu, yüzde 16,6'sının ilk işinde nitelik gerektirmeyen bir iş yaptığı belirtildi.
Araştırmada, 15-34 yaş grubunda en az ilkokul mezunu olan ve eğitimini tamamladıktan sonra 3 aydan uzun süreli bir işte çalışmış olanların içinde yükseköğretim mezunu olanların yüzde 57,6'sının ilk işlerinde profesyonel veya yardımcı profesyonel meslek mensubu olarak, yüzde 2'sinin nitelik gerektirmeyen işlerde çalıştığı, yüzde 76,7'sinin ilk işlerinde ücretli, maaşlı veya yevmiyeli olarak, yükseköğretim mezunu olanların yüzde 93,2'sinin ücretli, maaşlı veya yevmiyeli olarak çalıştığı, yüzde 62,6'sının ilk işini aile, akraba veya arkadaşlarının yardımı ile bulduğu, yükseköğretim mezunu olanların, yüzde 29,7'sinin ilk işini aile, akraba veya arkadaşlarının yardımı ile, yüzde 48,7'sinin ise doğrudan işverene yaptığı başvuru sayesinde işini bulduğu kaydedildi.
 Meslek lisesi veya yükseköğretim mezunu olanlar

Araştırmada, 15-34 yaş grubunda olup, meslek lisesi veya yükseköğretim mezunu olan ve eğitimine devam etmeyen kişilerden, öğretmen eğitimi ve eğitim bilimleri mezunu olanların, yüzde 65,3'ünün referans haftasında istihdamda, yüzde 11,5'inin işsiz, yüzde 23,1'inin işgücü dışında olduğu ifade edildi. Bu kişilerin, iş ve yönetim bölümleri alanından mezun olanlarının yüzde 63'ünün referans haftasında istihdamda, yüzde 15,6'sının işsiz, yüzde 21,4'ünün ise işgücü dışında olduğu, sağlık alanından mezun olanların yüzde 87,9'unun referans haftasında istihdamda, yüzde 2,2'sinin işsiz, yüzde 10'unun ise işgücü dışında olduğu bildirildi.
 Anne-babaların eğitim durumlarıyla karşılaştırılması
Araştırmada, 15-34 yaş grubundaki eğitimine devam etmeyen fertlerin, annesi yükseköğretim mezunu olanların yüzde 81'inin de aynı şekilde yükseköğretim mezunu olduğu belirtildi. 15-34 yaş grubunda yer alan ve eğitimlerine devam etmeyen fertlerin (bir okul bitirmeyenler dahil) eğitim durumları ile anne ve babalarının eğitim durumları karşılaştırıldığında ise annesi bir okul bitirmeyen 15-34 yaş grubundaki fertlerin yüzde 79,3'nünü, babası bir okul bitirmeyenlerin ise yüzde 85,8'inin lise altı eğitim seviyesinde (bir okul bitirmeyenler dahil) olduğu kaydedildi. Araştırmaya göre, annesi yükseköğretim mezunu olanların yüzde 81'i, babası yükseköğretim mezunu olanların ise yüzde 63,9'u yükseköğretim mezunu.
 Araştırmanın amacı
TÜİK'in yaptığı açıklamaya göre, 2009 yılı II. Döneminde (nisan, mayıs ve haziran), Hanehalkı İşgücü Araştırması ile birlikte ''Gençlerin İşgücü Piyasasına Geçişi'' konulu bir modüler anket uygulandı. Avrupa Birliği'ne (AB) uyum çalışmaları kapsamında yapılan bu araştırmanın amacı şöyle açıklandı: ''AB tarafından 'Avrupa İstihdam Stratejisi ve Sosyal İçerme Süreci'nin hedefleri konusundaki ilerlemenin izlenebilmesi için gençlerin işgücü piyasasına girişi konusunda detaylı ve karşılaştırılabilir veri derlemek' olarak tespit edilmiştir. Ülkemizde genç nüfusun yoğunluğu ve gençlerde işsizlik oranının oldukça yüksek olması, konunun ülkemiz açısından da önemini ifade etmektedir. Araştırmada hedef kitle 15-34 yaş grubu olup bu, halen kullanılmakta olan ve 15-24 yaş grubunu ifade eden genç nüfus tanımından daha geniş bir kitleyi ifade etmektedir. Her ay uygulanmakta olan hanehalkı işgücü araştırmasının referans dönemi, ilgili ayın Pazartesi ile başlayıp Pazar ile biten ilk haftasıdır. Ancak, modüler ankette yer alan istihdamla ilgili sorular için oldukça geniş bir referans dönemi tanımlanmış, kişilerin formal eğitimlerini tamamlandıktan veya terk ettikten sonra 3 aydan uzun süreli bir işte çalışıp çalışmadıkları sorulmuştur.''
29 Aralık 2009
YGS kılavuzu hazır
 
 
 
A.A

08.01.2010
Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, Yükseköğretime Geçiş Sınavı'nın (YGS) kılavuzunun basılarak dağıtımına başlandığını bildirdi.
Yarımağan, sınava başvuruların 18 Ocak-12 Şubat arasında yapılacağını anımsattı. Kılavuzların basımının sürdüğünü, okullara da dağıtımının başladığını kaydetti.
Kılavuzda, YGS'nin kapsamı ve hangi derslerden kaç soru yöneltileceğinin yanı sıra ikinci aşama sınavlarına ilişkin tüm bilgiler yer alıyor.
Üniversite adayları, uzun yıllardır başlama saati 09.30 olarak belirlenen sınava bu yıldan itibaren saat 10.00'da girecekler. İkinci aşama sınavlarının sabah oturumları da saat 10.00'da başlayacak. Böylece adayların sınava geç kalma sorununun ortadan kaldırılması amaçlanıyor.
YGS, Türkiye'de tüm il merkezleri ve bazı illerdeki büyük ilçeler ile Lefkoşa'da olmak üzere toplam 160 merkezde gerçekleştirilecek. İkinci aşama sınavları olan LYS'ler ise sadece 81 il merkezi ile Lefkoşa'da yapılacak.

SORULAR
YGS'de Türkçe, Sosyal Bilimler, Temel Matematik ve Fen Bilimleri testleri uygulanacak. Adaylara her bir testten 40'ar soru yöneltilecek.
Türkçe testinde “Türkçeyi kullanma gücü ile ilgili” sorular yer alacak.
Sosyal Bilimler testinde, “Sosyal bilimlerdeki temel kavram ve ilkelerle düşünmeye dayalı sorular” bulunacak. Sosyal Bilimlerde Tarih'ten 17, Coğrafya'dan 14, Felsefe'den dokuz soru yöneltilecek.
Temel Matematik testinde adayların “matematiksel ilişkilerden yararlanma gücü” ölçülecek.
“Fen bilimlerindeki temel kavram ve ilkelerle düşünmeye dayalı” soruların yer alacağı Fen Bilimleri testinde Fizik'ten 14, Kimya ve Biyoloji'den 13'er soru bulunacak.
YGS, 160 dakika sürecek.
İNTERNETTEN ÖĞRENME TERCİHE BAĞLI
Bu yıl uygulanacak sınavda sınav sonuçlarının öğrenilmesine ilişkin yeni bir kural getirildi.
Sınava başvuru sırasında formdaki “İnternet üzerinden işlem yapmak istemiyorum” seçeneğini işaretleyen adaylar sınav sonuçlarını internetten öğrenemeyecekler ve ayrıca internet üzerinden bazı işlemleri yapamayacaklar.
Sınav sonuçlarını internetten öğrenemeyecek adayların adreslerine sınav sonuç belgesi gönderilecek. Ayrıca internetten öğrenen adaylara da sınav sonuç belgesi iletilecek.
BAŞVURU ŞARTLARI
YGS'ye, öğretim yılında ortaöğretim kurumlarının lise veya dengi okullar ile açıköğretim lisesinin son sınıfında okuyan öğrenciler, ortaöğretim kurumlarının son sınıflarında beklemeli durumda bulunanlar, ortaöğretim kurumlarının dışarıdan bitirme sınavlarına girenler, ortaöğretim kurumlarını bitirmiş olanlar, ortaöğretimlerini yabancı ülkelerde yapanlardan durumları bu şartları taşıyanlar başvurabilecek.
Sınava belirtilen özellikleri taşıyan yabancı uyruklu ve uyruksuz adaylar da başvurabilecek ancak bu adaylar ÖSS sonuçları ile 2010-ÖSYS Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzu'nda yer alacak yükseköğretim programlarına yerleştirilmeyecek.
Ortaöğretim Kurumu Müdürlükleri, ÖSYM Sınav Merkezi Yöneticilikleri ve ÖSYM büroları ÖSYS'de başvuru merkezi olarak görev yapacak.
Henüz mezun olmamış son sınıf düzeyindeki adaylar başvurularını okulların bağlı olduğu başvuru merkezine yapacak. Mezun durumundaki adaylardan 2008 ve 2009 ÖSYS'nin her ikisine de başvurmamış olanlar ile 2008 veya 2009-ÖSYS'ye başvurmuş olanlardan öğrenim bilgilerinde değişiklik olanlar başvurularını istedikleri başvuru merkezine yapabilecek.
Mezun durumdaki adaylardan 2008 veya 2009 ÖSYS'ye başvurmuş olan ve öğrenim bilgilerinde değişiklik olmayan adaylar ise başvurularını isterlerse bireysel olarak internet aracılığıyla ya da diledikleri bir başvuru merkezine yapacaklar.
Başvurusunu başvuru merkezinde yapacak adayların gidecekleri başvuru merkezinden randevu alması gerekiyor. Başvuru işlemini yaptıracak aday, başvuru merkezine gitmeden önce başvuru ücretini yatırmış, 2010-ÖSYS Aday Bilgi Formu'nu doldurmuş ve bu formdaki öğrenim bilgilerinin okulun bir yetkilisi tarafından onaylanmış olacak.
Başvuru Merkezi'ne giderken adayların 2010-Aday Bilgi Formu'nu, fotoğraflı ve onaylı bir kimlik belgesini, banka dekontunu ve mezun öğrenciler ortaöğretim diplomasını yanında bulundurması gerekecek.
SINAV ÜCRETLERİ
Adaylar başvuru merkezlerinden içerisinde 2010-ÖSYS Aday Bilgi Formu da bulunan “2010-ÖSYS Kılavuzu”nu 2 TL karşılığında edinebilecek.
YGS'ye girecek adaylar sınav ücreti olarak 35 TL, YGS'ye girmek istemeyen ancak sadece Sınavsız Geçişe başvurmak isteyen adaylar ise 10 TL ödeyecek.
Adaylar ödemelerini T.C Ziraat Bankası'nın, T. Vakıflar Bankası'nın, T. Halk Bankası'nın ve Akbank'ın tüm şubelerine, T. Garanti Bankası'na ise internetten yapılabilecek.
Üniversiteye girişte ikinci aşama sınavı olan Lisans Yerleştirme Sınavı'nın her bir sınavı için ise adaylardan 20 TL sınav ücreti alınacak. LYS'nin hepsine girecek adaylar 100 TL ödeyecek.
YGS PUANLARININ HESAPLANMASI
YGS'de uygulanan testlere verilen cevaplar her test için ayrı ayrı değerlendirmeye alınacak.
YGS'nin değerlendirilmesi sonucunda her bir aday için YGS-1, YGS-2, YGS-3, YGS-4, YGS-5 ve YGS-6 olmak üzere altı ayrı puan
türü oluşturulacak.
Sınavda 140-180 arası puan alan adaylar sadece meslek yüksekokulu ön lisans programları ile açıköğretim programlarını tercih edebilecek. YGS puanlarının en az biri 180 olan adaylar LYS'ye girmeye hak kazanabilecekler.
Özel yetenek sınavıyla öğrenci alan yükseköğretim programlarına başvurabilmek için ise YGS puanlarından en az birinin 140 ve üzeri olması gerekecek.
İKİNCİ AŞAMA SINAVLARI
İkinci aşama sınavı olan LYS'ye başvurular 5-14 Mayıs 2010 tarihleri arasında alınacak ve sınav iki hafta sonu olmak üzere 19-20 Haziran ve 26-27 Haziran 2010 tarihlerinde yapılacak.
LYS puan türleri ile öğrenci alan yükseköğretim programlarına girmek isteyen adayların, YGS'ye ek olarak LYS'lerden gerekli olanlara da girmeleri zorunlu olacak.
YGS ve LYS'lere giren adayların yükseköğretim programlarına yerleştirilmeleri, birlikte merkezi olarak yapılacak.

Meslek liselilerin işgücüne katılma oranı yüzde 71.1
 
 
04.01.2010
TÜRKİYE’de 15-34 yaşları arasındaki kurumsal olmayan nüfus içinde işgücüne katılma oranı genel lisede yüzde 49.9 iken lise dengi meslek liselerinde yüzde 71.1 oldu. Türkiye İtatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2009 yılı ikinci dönemi
(Nisan-Mayıs-Haziran) “Eğitim ve İşgücü Durumuna göre 15-34 Yaşları Arasındaki Kurumsal Olmayan Nüfus” verilerine göre, Türkiye’de, 15-34 yaşları arasındaki 23 milyon 627 bin olan kurumsal olmayan nüfusun 12 milyon 272 bini işgücüne katılırken, 11 milyon 356 bini işgücüne dahil olmayan nüfusu oluşturdu. Verilere göre, 23 milyon 627 bin olan kurumsal olmayan nüfusun yüzde 15’i olan 3 milyon 521 bin kişi genel lise, yüzde 10.4’ü de (2 milyon 439 bin kişi) lise dengi meslek liselerinden mezun. Söz konusu dönemde, işgücüne katılma oranı genel lisede yüzde 49.9, lise dengi meslek okullarında ise yüzde 71 olarak belirlendi.
Meslek lisesi mezunları daha şanslı
 
 
03.01.2010
Erkek nüfusta işgücüne katılma oranı genel lisede yüzde 64,2, lise dengi meslek okullarında yüzde 86,6 oldu.
KADIN NÜFUS
15-34 yaş arası grupta genel liseden mezun olan kadın sayısı 1 milyon 596 bin, lise dengi meslek okullarından mezun sayısı 955 bin olarak belirlendi.
Aynı yaş grubunda kadın işgücü sayısı liseden mezunlarda 522 bin, lise dengi meslek okullarında 448 bin olurken, istihdam edilenlerin sayısı genel lisede 372 bin, lise dengi meslek liselerinde 322 bin oldu. Bir başka deyişle kadınlar arasında istihdam edilen genel liseden mezunların oranı yüzde 71,2, lise dengi meslek okullardan mezunların oranı yüzde 71,8 olaak tespit edildi. Erkeklerde genel lise ve lise dengi meslek okullarından mezun olan ve istihdam edilenler arasında 4,7 puan fark kadınlarda 0,6 puan farka indi.
Söz konusu yaş gurubunda kadınların işgücüne katılma oranı genel lisede yüzde 32,7, lise dengi meslek okullarında ise yüzde 46,9 olarak belirlendi.
 
Dünyada kabul gördü, Türkiye’de uygulanmayı bekliyor
 
UNESCO Barış Eğitimi Ödülü yarışmasında Türkiye birincisi olarak ülkemizi uluslar arası temsil eden ve dünya ikinciliğini elde eden Kız Meslek Lisesi’nin üç genç ve başarılı öğretmeni meslek liselerinin istihdamı konusunda yaşanan sıkıntıları ele aldıkları projeleri ile dikkati üzerlerine çektiler.
Meslek Liselerinin İstihdam Sorunu konulu projeleri ile dünya ikincisi olan öğretmenler Necla Teker, Cumhur Yıldız ve İlker Öngel sundukları çözüm önerileri ile meslek lisesinden mezun olan öğrencilerin istihdam sorunu yaşamayacağını belirttiler.
Proje Lider Öğretmeni Necla Teker, projeyi hazırlarken okullarında var olan bir sorunu tespit ettiklerini söyleyerek, meslek liselerinin yaşadığı istihdam sorunun konu edindiklerini dile getirdi.
Okullarından mezun olan öğrencilere anketler uyguladıklarını dile getiren Necla Teker, Hindistan’da yaptıkları sunumun temel amacının Türkiye’de ki kaliteli eğitimi yurt dışına tanıtmak ve ülkeler arası barışı sağlam amaç edindi. Eğitimde kaliteyi artırmak için neler yapabiliriz konusunu işledik.
Günümüzün en önemli sorunu olan istihdam konusunda getirilen önerileri sıralayan proje öğretmenleri Necla Teker ve Cumhur Yıldız, “Biz projemizde öğrencilerimiz için fabrikaların belirli bir alan oluşturmasını, bu alanlara birer makine koyarak, öğrencilerin derslerini bu makinelerde öğrenmesini hedefliyoruz. Böylece iş dünyasına işi bilen yetişmiş eleman kazandırılacak ve meslek lisesi mezunları talep edilen ara eleman ihtiyacına cevap verecektir” dediler.
Projelerinde öğrencilerin zihinlerini devamlı aktif tutacak bilgi ve beceri yarışmaları gibi etkinlikler düzenlemesi gerektiğini işleyen öğretmenler, meslek liselerinin kesinlikle ildeki işletmeler ve fabrikalarla entegrasyon halinde çalışması gerektiğini de sözlerine eklediler.
Türkiye’nin ve Sivas’ın en önemli sorunları arasında yer alan işsizlik ve ara eleman sıkıntısını ele alan öğretmenlerin hazırladığı proje 14 ülkenin katıldığı yarışmada dünya ikinciliği ödülünü alırken, dünyada kabul gören projenin Sivas’ta uygulanıp uygulanamayacağını ise zaman gösterecek.
 
 
İŞ GARANTİLİ LİSE
 
 
Sivas Anadolu Endüstri Meslek Lisesi bünyesinde bu yıl eğitime başlayan Raylı Sistemler Teknolojisi Bölümü öğrencileri, iş garantili meslek öğreniyorlar.
     Anadolu Endüstri Meslek Lisesi'nde, Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen Raylı Sistemler Eğitim Programı kapsamında bu bölümde eğitim almaya başlayan 30 öğrenci, TCDD eğitim uzmanları tarafından iş alanları hakkında bilgilendirildi.

TCDD Eğitim ve Öğretim Dairesi Şube Müdürü Recep Ünlüer, programda yaptığı konuşmada, 2004 yılında Milli Eğitim Bakanlığı ile yapılan protokolle ülke genelinde 4 ayrı ilde Raylı Sistemler Teknolojisi Bölümü'nün açıldığını söyledi.
     Bu bölümün demiryollarında nitelikli eleman ihtiyacını karşılayacağını, Demiryolları Genel Müdürlüğü'nün, AB Demiryolcular Birliği'ne üye olduğunu belirten Ünlüer, şöyle dedi:
     ''Demiryolları, bu birliğe üye olmakla AB'ye çok önceden girdi. Bu nedenle yabancı dil bilen, ileri derecede bilgisayar bilen elemanlara ihtiyaç var. Demiryolları meslek liselerini tekrar hayata geçirmek için çalışma başlattık. Bu bölümün açılmasını sağladık.''
     Eğitim programına katılan öğrencilerin uluslararası nitelik kazanarak mezun olduktan sonra Avrupa'nın her yerinde çalışma imkanı bulacaklarını belirten Ünlüer, açılan bu bölümde öğrencilerin makine, işletme, elektrik-elektronik ve demiryolu inşaatı alanlarında branşlaşacaklarını ifade etti. 
          -DEMİRYOLU ULAŞIMININ GELECEĞİ- 
          Devlet Demiryolları Meslek Lisesi Mezunları Derneği Genel Başkanı Ünal Sayılıer de 1998 yılında kapatılan Demiryolu Meslek Lisesi'nin ardından, demiryollarının nitelikli insan gücü ihtiyacına cevap verebilmesi için Anadolu Meslek Liseleri bünyesinde ''Raylı Sistem Teknolojisi'' bölümlerinin açıldığını söyledi. Sayılıer, şöyle konuştu:
     ''Son yıllarda özellikle büyük şehirlerde raylı ulaşım sistemine yönelik yatırımların ve çalışmaların artması, demiryollarının ve diğer raylı ulaşım sistemlerinin hızla gelişmesi, bu alana yönelik ortaöğretim düzeyinde eğitim almış nitelikli ara insan gücüne olan talebi de her geçen gün artırmaktadır.
     Ülke ekonomisiyle çok yakından ilgili ulaştırma planlamaları dahilinde demiryolu ulaşımının geleceğinin belirlenmesi yolunda bu bölüm önemli bir adım oluşturacaktır.''
     Milli Eğitim Müdürü Ahmet Yolcu ise mesleki eğitimin dünyada son derece önemli olduğunu belirterek, bu eğitimin gençlerin geleceğini çizgilendirmeleri adına vazgeçilmez bir çaba olduğunu söyledi.
     Türkiye'de raylı sistemler konusunda atağa geçildiğini kaydeden Yolcu, altyapıyı hazırlamak ve teknik elaman yetiştirebilmek için de açılan bu bölümün önemli olduğunu ifade etti.
     Programın sonunda, bölüm öğrencilerine demiryolu rozeti takıldı.
Meslek lisesi öğrencisi mağdur edilmeyecek
Eklenme tarihi: 08.12.2009 03:25:06 | Kaynak: Haber7
Danıştay'ın kararının ardından açılan davalarla hukuki süreci işlettiklerini belirten Özcan, öğrencilerin davalardan çıkacak sonucu beklemeksizin sınava aynı hızla çalışmaya devam etmelerini istedi.
Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'yu makamında ziyaret eden YÖK Başkanı, çıkışta gazetecilere katsayıya ilişkin açıklama yaptı. Bugün yapılacak YÖK Genel Kurulu'nda katsayı ile ilgili karar alınmayacağını ifade ederek, "Kararı 17 Aralık'taki genel kurul toplantısında vereceğiz." dedi. Özcan, Çubukçu'yla görüşmelerinin içeriği konusunda ise şunları söyledi: "Fen-edebiyat fakültelerini görüştük. Öğretmenlik sertifikaları ile ilgili." 17 Aralık'a kadar Danıştay'ın da YÖK'ün itirazını değerlendirip karara bağlaması bekleniyor.
Bu arada Teknik Eğitim Vakfı ve Teknik Öğretmenler Derneği Yönetim Kurulu'ndan oluşan bir heyet, 'mesleki teknik orta ve yükseköğretim sistemi' ile ilgili düzenlemeleri görüşmek üzere YÖK Başkanı'nı ziyaret etti. Vakıf Başkanı Mustafa Aksoy, ülkenin ara elemana değil, nitelikli işgücüne ihtiyacı olduğunu aktardı. ZAMAN
 
 
   

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=